"Öyle bir karanlık getireceğim ki, işlevsiz kalan gözlerinizi bırakıp kalplerinizle görmeye başlayacaksınız. Kendinizi sert mi zannediyorsunuz? Yüreklerinizden fışkıran korkuyla masumların kalplerinde umutlar yeşerteceğim."
Susuzluktan ölmek üzere olan birine ne istediği sorulduğunda, arabalar, yatlar, katlar istemek yerine sadece bir yudum su ister. Bir insanın birinci önceliği, o an en çok ihtiyaç duyduğu şeydir; Kaya da öyle yaptı. Yerinden fırlayarak Avim’in karşısına dikildi ve tereddüt dahi etmeden aklına gelen ilk cümleyi öfkeyle kusuverdi:
"Adalet istiyorum."
Sessiz bir gece; kara bulutların örttüğü, ay ışığından yoksun, kopkoyu bir karanlık. İstanbul’un yedi tepesinde, gölgelerde gizlenen yedi gölgesiz. Avlanmak için komut bekleyen; ölüm kadar sessiz, hayat kadar acımasız, nefes kadar güçlü yedi gizem. "Güneş doğduğunda, bu şehir arınmış olacak," diye mırıldandı Kaya.