Şeho Kaya

Şeho Kaya
@Kayaseho
Kafama göre kendime kadar yazar
KAFNU'YA MEKTUP
Ah Kafnu... Seni ne kadar özlediğimi bir bilsen. Keşke son zamanlarda yaşanan tüm bu kâbuslar sadece kötü bir rüya olsaydı. Keşke o kırılma noktasında zamanı geriye sarabilseydim ve biz hiç küsmeseydik. ​Senden sonra esen rüzgarlar bana fısıldadı; arkamdan çok ağlamışsın, beni ortak arkadaşımıza sormuşsun, izimi aramışsın... Bilmeni isterim ki, senden gitmeyi ben asla istemedim. Sadece anlık bir öfkeye, kör bir inadına yenildim. O boşlukta beni sevene, ya da beni sevdiğini sandığım bir gölgeye sığınmayı tercih ettim. Ama insan yanılınca anlıyormuş; gerçek sevginin, gerçek yuvanın sadece sende olduğunu canım yandığında öğrendim. Beni en zor zamanımda, yapayalnız bırakıp gittiklerinde anladım senin değerini. ​Şimdi içim kavrularak "keşke" diyorum. Keşke bir şansım daha olsaydı. Keşke o gün gururumu bir kenara bırakıp barışmak için sonuna kadar mücadele edebilseydim. Ama bana öyle bir "git" demiştin ki, kalmak sanki sana saygısızlık, kendime yüzsüzlük gibi gelmişti. ​Sahi Kafnu, aşkta yüzsüzlük olur mu? Seven insan, sevdiği için her şeyi göze alamaz mı? ​Şimdi sadece hayalinle konuşuyorum. Keşke bu kelimeler doğrudan senin kalbine ulaşsa, keşke gerçekten sesimi duyabilsen. İçimde amansız bir korku var; ya beni terslersen, ya beni sana geldiğime pişman edersen? Bu korku ayaklarımı bağlasa da gözlerim hep sende. Bana tek bir işaret ver, "gel" de yeter. ​Yüreğimden dökülen bu sessiz çığlıkları, yazdıklarımı görüyor musun Kafnu?
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
ÇÖL IŞIĞIM
Güneş, uçsuz bucaksız kum tepelerinin arkasına çekilirken gökyüzünü turuncudan kızılın en koyu tonlarına boyuyordu. Rüzgar, kum tanelerini savurarak adeta çöle fısıldıyordu. Herkes çölü sadece yakıcı sıcaklığıyla bilirdi ama asıl büyü, günün geceye devrolduğu o kısa anda saklıydı: Çöl ışığı. Şeho, develerin yükünü kontrol ettikten sonra çadırın önüne oturdu. Yıllardır bu kervan yollarındaydı, kalbini her zaman yoran o derin sessizliğe ve hayatın yüküne sadece bu saatlerde katlanabiliyordu. Tam o sırada, kızıl gökyüzünün altında, kum tepelerinden birinin zirvesinde bir parıltı gördü. Bu ne bir fener ışığıydı ne de yıldızların yansıması. Kumların içinden göğe doğru yükselen, altın sarısı, yumuşak bir ışık hüzmesiydi. İhtiyar kervanbaşının yıllar önce anlattığı efsane geldi aklına: “Çöl ışığı herkese görünmez evlat. O, sadece yorgun ruhların yolunu aydınlatmak için doğru zamanda parlar.” Şeho yerinden kalktı, adımları neredeyse kendiliğinden o ışığa doğru yöneldi. Kumlara batıp çıkarak tepenin zirvesine ulaştığında, ışığın merkezinde durdu. Garip bir şekilde, çölün o amansız soğuğunu hissetmiyor, içini ısıtan bir huzur kaplıyordu göğsünü. O ışığın içinde geçmişin tüm yorgunluğu, hayal kırıklıkları ve kalbindeki o ağır yük bir anlığına hafifledi. Çöl, ona yalnız olmadığını fısıldıyordu. Işık yavaşça solup yerini gecenin lacivert karanlığına ve parıldayan milyonlarca yıldıza bırakırken, Şeho kervana doğru geri döndü. Artık adımları daha hafifti; çünkü biliyordu ki, en karanlık gecede bile çölün ışığı bir yerlerde saklı kalacak ve zamanı geldiğinde yeniden parlayacaktı.
1000Kitap

Şeho Kaya

, 1000Kitap'a katıldı.