Hayal kırıklıkları mutsuzluğa yol açıyor, mutsuzluk da umutsuzluğu çağırıyor zamanla yanına. İnsanın, yaşamayı ‘bir gün erişebileceği bir şey’ olarak görüp sürekli ertelemesinden, içinde yaşıyor olduğu gerçekliği yitirmesinden olmuyor mu biraz da bu? Sürekli başka yere bakma ısrarımız, içinde olduğumuz hayatın derinliğine, ‘an’ı ve ‘an’ın içinde çağıldayıp durduğu sonsuz hakikate her gün biraz daha fazla körleştirmiyor mu bizi? Aşamadığımız mutsuzluğumuz biraz da bu ağır görme bozukluğumuzun, bu görüş kaybımızın eseri değil mi?
Gökhan Özcan
Her an yeni bir oluşta olan alemi, her an yeni bir heyecanla bekleyen insanlar da var.
“Ha kanadı olmayan kuş” dedi meczup, “ha hayali olmayan insan!”
Gökhan Özcan
Sürekli bir şeylerin olmasını beklemek yerine, olabilecek şeylerin heyecanını yaşamayı bilebilseydik, mutsuz olmak için bu kadar çok sebebimiz olmazdı en azından
Gökhan Özcan
Sonuna kadar okumayı hiçbir zaman başaramayacağı uzun bir cümleymiş gibi geliyordu hayatı ona. Bazı kelimeler hep eksikti, öyle de kalacaktı.
Gökhan Özcan
“Biliyor musun, bazı kitapların bitmesini hiç istemiyorum” dedi gözlüklü olan. “Çünkü kitap bittiğinde kendi hayatına geri dönmek zorundasın!” diye hayıflandı kızıl saçlı.
Gökhan Özcan