Son zamanlarda ülkeyi kötüleme yarısı var gibi, bir kısım insanlar arasinda. Batı hayranligi bu kadar sarmış madem ruhunuzu; gidin batıda yaşayın ve yüreğiniz yetiyorsa oralarda böyle konuşun. Biri der dövüş öğrenin orman kanunları var biri der korkmadan zarar görmyecegimden emin olacağım yerlerde gezmek ve yaşamak istiyorum.
Emin olun öyle bir yer yok. Davulun sesi uzaktan hoş geliyor veya bazinkaynanaların yaptığı gibi; adınız kadar emin olduğunuz kendi gelinininizi kötülemek için başkasının hiç tanımadığınız gelinini övüyorsunuz.
Medeniyetin beşiği diye ballandırılarak anlatılan batıda buralardan çok daha fazla zulüm var. Konu sadece kadın değil. Vatikan da bile yüzlerce çocuğa tecavüz edilebilmiş ise, en tepedeki adamlar çocuklara bunu yapabilmiş ise kadına neler yapılmaz. Amerika'da siyahilere yapılanlar Almanya'da Nazilerin yaptıkları göz önünde ve doğu batı fark etmez aslında her yer aynı durumda...
Bu ülke de; baş örtülü kadınların polis tarafından yaka paça sürüklendiği günleri gördü. Hala da sokakta saldırıya uğradıkları oluyor. Keşke o zamanlarda da şu an bu kadar kadın kadın diye bağiranlar sesini çıkarmış olsaydı. Terör destekçisi siyasi ya da sivil toplum örgütlerinde her gün yaşanan taciz ve tecavüz olaylarında da sesiniz bu kadar gür çıksaydı keşke...
PKK tarafından çocukları alikonan anneler için, Yasin'in, Eren'in anneleri, şehitlerimizin emaneti eşleri ve çocukları için de gündem oluşturabilmek çabasına girmiş olsaydınız keşke. Onlar öldü eşleri bize kaldı diyenler bile oldu ve asla bu kadar güçlü çıkmadı, hatta hiç çıkmadı sesiniz...
28 Şubat sürecinde onca kadın okullardan atılıp evde erkeklere bağımlı yaşamak ve daha da önemlisi hem tahsilsiz işsiz kalıp, hem de o kin ve nefret ile çocuk büyütmek zorunda kalmazdı. Eskiden hiç sevmediğim bir slogan
İstanbul sözleşmesinin yaşatmadığı, aksine öldürdüğü tecrübe ile sabitlenmiştir. Esas amacı; içinde pedofili de dahil her türlü sapkınlığı barındıran LGBT saçmalığını yasal dayanak altına almaktır. Bizim inancımıza da, örf ve adetlerimiz de anayasamızda da kadına ve insana dair koruyucu, kollayıcı kurallar ve yasalar zaten var ve daha etkili daha caydırıcı yasalar çıkarmaya da çok şükür ülkemizin kudreti var. Ben kadının cinsel bir obje olarak kullanılmasının da, siyasi ve ticari malzeme olarak kullanılmasının da kadına şiddet olduğuna inanıyorum. Cinsiyet ayırımı yapmak yerine yapılan her yasanın bizi biz yapan toplumsal karakterimiz göz önünde bulundurularak, insan temeli üzerine oturtulması gerekiyor.
Yeni baştan, inancımıza örf ve adetlerimize ters düşmeyen bir Ankara sözleşmesi pek ala hazırlanabilir ve hatta İstanbul sözleşmesi gibi tüm dünya geneline tavsiye de edilebilir. Ayrıca hem toplumsal ahlakı çok kötü yönde etkileyen, hem de terör ile bariz bir bağlantısı bulun lgbt için de katı kurallar getirilmesini ben bir vatandaş ve aile babası olarak istiyorum.
Kays Mahfi
Ve kızlarınıza özgürlük adı altında özgürlüğün kölesi olmamayı öğretin. Donatın onları; eğitimle, sporla sanat, kültür ve inanç ile...
Hiçbir şekilde hiç kimseden destek almadan ayakta durabilecek donanıma sahip olsunlar ama asla hiç kimseye ihtiyacım olmayacak diye düşünerek yaşamanın yanlış olduğunu da öğretin. Çünkü herbirimiz, kadın ya da erkek; toplum denen yapının birer tuğlasıyız.
Sevmeyi öğretin mesela. Güzel sevmeyi, günaha girmeden, vebal almadan, kalp kırmadan ve değer verirken değerden, düşmeden, bencillik etmeden, kullanmadan ve kendini kullandırtmadan sevmeyi bilsinler. İnsanın kalbiyle de düşünebilir, beyniyle de sevebileceğini anlatın.
Elbette ki herkes kendi hayatını yaşar ve kendi ameliyle gider ebede ama ne kendi yüreklerini kimsenin meyhanesi etsinler ne de başka yüreklerde sarhoş olup kendilerinden geçmesinler gitsinler.
Mesela kişiliğin dişilikten daha önemli olduğunu mutlaka anlatın, hem de defalarca. Ne kimseye eğlence olsunlar ne de kimse ile eğlensinler.
Nasıl ki erkek için aslolan kadında insanı sevmek, kadın için de aslolan kadında insanı göstermek olmalı.
Ve unutmayın ki kızlarınız gün gelecek anne olacak ve evlat yetiştirecek. Siz iyi bakın fidanlarınıza ki meyveleri de güzel olsun.
İnançlı, vatan sever, insani değerlerden asla uzaklaş(a)mayan sağlam karakterli insanlar yetiştirelim.
Unutmayalım ki en anlaşılır lisan hal lisanı, ve n güzel öğüt kısa ve öz olanıdır. Yaşayarak ve bezdirmeden yaşatarak yapalım tüm bunları. Zira ilaç bile doz aşımıyla zehir olur.
Hicbirşey için hiçbir zaman geç değil...
Kays Mahfi
Semt pazarına döndü içim
Ya zararına satıyorum,
Yahut hayrına dağıtıyorum;
Geride bıraktıklarını...
Ve içimdeki çocuk,
O artık öksüz bir sokak çocuğu...
Türlü tacizlerin ve acizlerin mağduru
Ve şiirlerim;
Anlamını yitirdi senden sonra
Dizelere küs kelimeler,
Ve kelimelere küs bütün heceler
İlhamı da öksüz bu şairin...
Ve sen sevgili;
İçimde ölüyorsun her gün
Her gece bir figan,
Her hayal ayrı bir imtihan...
Her sabah,
Bir cenaze çıkıyor içimden..
Gözü yaşlı,
Yüreği yaslı bu acizin...
Kays Mahfi