Ne kaya kaleler, ne demir kapılar, ne çelik silahlar yolunu kesemeyecek. Yarı cihan ümmetleriyle dövüşeceksin. Ezdikçe mağrur, ezildikçe meyus olma! Daima didin ve öğren, daima iste ve yüksel. Adil ve rahim ol! Korkutmaktan ziyade sevdirmeye çalış.
Akşamüstü gün batarken, ak öküz kağnıyı köyün çeşme yalağı önündeki çamurlu yoldan sürüklediği, caminin imamı minareden kızıl meydana gömülen güneşe telkin verdiği zaman çağlayanlar seyrinden kulübene dönerken ufukları delip daha öteleri görmek istercesine bakışların dalsın ve derinleşsin. İşte o zaman Hazret-i Muhammed'in feyzinden gönlünde de bir sönmez çerağ, Yavuz'un damarından sende de bir damla kan, Alparslan'ın yelesinden sende de bir tutam saç olduğunu hatırla ve evladını ona göre hazırla!
İnsan gibi yaşamaya, efendi gibi yaşamaya, ataların gibi yaşamaya azmet. Evlatlarına temiz ve mamur, taştan bir ev, temiz ve mamur, malumatlı bir dimağ bırakmaya ahdeyle ve ahdini ıyalinin, evladının alınlarına kondurduğun sıcak öpücüklerle imza et!..
Ey yurttaşım! Senin boynuna geçirilmek istenen esaret halkası ne bir gem, ne bir tasmadır. Boyunduruk altında olduğun hâlde sen üşürken düşman ocakları için sana odunlar, sen açken düşman sofraları için sana buğdaylar taşıtacaklar. Gençleri kanda, tazeleri gözyaşında boğmak istiyorlar.