Çöküntü devrinde iki çeşit insan tipi ortaya çıkıyor: Nazmussuzlarla namuslular... Hele önce vatandaş sonra insan olunması gereken dehşetli sıralarda felaketle alçaklığın boğuşması kadar korkunç muharebe yoktur. Muharebede düşman karşıdadır, üniformalıdır. Az da olsa , çok da olsa bir zaman sonra önemi kalmaz. Kaçarsın, kovalarsın... Anında ölenler , yaralananlar olur. Ama hep ileriye bakmanın rahatlığı vardır. Oysa esir bir şehirde , dost kim, düşman kim bilinmez!
Tarihte iktidar tarafından gerçekleştirilen hiçbir gerçek değişime rastlanmaz. Değişimlerin hepsi egitimden başlayıp özünde ahlaki bir çağrı barındırmıştır.