Hayatın bir simge olmadığını, tek bir bilmece ve onu bilememekten ibaret olmadığını, tek bir yüzü olmadığını ya da zarlar bir kere kötü gelmişse hemen bırakılamayacağını anlamaya başlamıştı; her ne kadar yetersiz, boş, ümitsiz olsa da katlanılmalıydı hayata.
Melodramatik kelimeler; ama bazen kelimelerden çok onları söyleten duygular önemlidir.
Bu kelimeler de onun bütün varlığı ve umutsuzluğundan kopup gelmişti. Arkalarında yatan melodram değil trajediydi.