Ve onlarla karşılıklı aptal kafaların ürettiği aptallıkları paylaşırken, kütüphanenin çağların gizemiyle dolu kitap rafları gözlerinin önünde kule gibi yükseldi.
Bırakın kalan yıllarımı kanın ateşi içinde süreyim
Bırakın hayalperverin şarabıyla sarhoş olup serileyim! Bu çamurdan örülü ruh evinin
Toza dumana karışıp boş bir sandığa dönüştüğünü görmesin gözlerim!
Bir el uzanıp da çiçeği koparacağı zaman dal ürperir; hem kaçar, hem de kendini verir gibidir. Ölümün esrarlı parmaklarının ruhu dalından koparacağı an geldiğinde insan vücudunun da bu titreyişe benzer bir hali vardır.