Kafamı duvarlara çarpayım, masayı tekmeleyip yuvarlayayım, mürekkep hokkasını pencereden fırlatayım, böylece bana azap veren anıları karartabilecek şiddetli, gürültülü ya da çok can yakıcı bir şey yapayım dedi.
Konuşan, adamın aklı değil, gırtlağıydı. Ağzından kelimeler çıkıyordu ama bunlar gerçek anlamda söz değildi. Ördeğin vakvakı gibi bilinçsizce ortalığa atılan bir yaygaraydı.
Kedini çaresiz bir garip gibi hissetti, bu garip dünyada, sanki derinliklerde kaybolmuş da denizin dibindeki karanlık ormanlarda dolaşıyormuş gibi geldi ona. Yapayalnızdı. Geçmiş ölmüştü. Geleceğin hayal edilmesi ise olanaksızdı.