Son olarak ise daha önce kaleme aldığım şeyleri buraya geçirerek bitiyorum. Neyi bitirdiğimi bilmiyorum ama çoğu şeyi mühürlemeye başladığımı hissediyorum.
ÇÇ;
Sana olan hislerimi sanrısı acıtıyor canımı. İlk başta gerçeklikten uzak, derin olmayan bir denizin güvenliğinde var olduğuna inanmıştım. Sonrasında ise o denizin gerçek derinliği karşıladı beni. Uçsuz bucaksız derinliğe sahip masmavi bir denizdi. Pırıltısı, her şeyi merak eden bir çocuğun gözlerindeki ile aynıydı. Çok saf olmasa bile çok kuvvetli dalgalarla çevriliydi. Tertemiz değildi belki o deniz. Yalanlar, kalp kırıklıkları, acılar, gözyaşları ile kirlenmişti çoktan. Ama yine de benim tek yüzmek istediğim yer orasıydı. Başka hiçbir denize girmek istemiyordum çünkü bedenimin sıcaklığını alan tek yerdi orası.
Canımı acıttığın o kadar zaman var ki ama ben sana muhtaç gibi hissediyorum. Belki de öyleyim. Uzun süreler bunu kabul etmek istemedim. Ama başka hiç kimsenin sesi, kokusu, teni, ruhu, sıcaklığı beni bu kadar ele geçirmemişti. Daha önce aşk veya hoşlantı sandığım her şey çocukça ve ne kadar ahmakça kalıyormuş.
Varlığın mutluluk kaynağı oldu benim için. Seni göremediğim her saniye nefret ettim hayattan. Yanımda olmadığın her an gözyaşlarına boğuyor beni. Üstümdeki bu tahakküm üzerine konuşmak istiyorum sadece öyle güçlü ki bu... sanki bir mıknatıs gibi. Benim için özel olarak tasarlanmış, etten ve ruh ışıltısından yapılmış bir mıknatıs... Benim için özel yapılmış bir eroinden farksızsın ve ben bu uyuşturucuyu kullanmadan nefes alamıyorum. Sana olan hislerimin saf bir aşk kaynaklı olmadığını bilsem de bana asalet temelli gibi geliyor.
Başka kimsenin yaptığı bu kadar yanlışa tahammül etme ihtimalim yok benim. Doğrunla, yanlışınla sevdim seni. Bir paket halinde... Ama senin yaptığın yanlışlar diye girmek