Rüya Dinçol

Rüya Dinçol
@Kebelenom
Lady Broch Tuarach

Rüya Dinçol

, bir kitap okudu
Puan vermedi·70 syf.·
23 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:00
·
2026 5. kitabı
Stefan Zweig
7.9/10 · 24,8bin okunma
Reklam
Beni derbeder ettiğin haziran başında kalmalıydın
Son olarak ise daha önce kaleme aldığım şeyleri buraya geçirerek bitiyorum. Neyi bitirdiğimi bilmiyorum ama çoğu şeyi mühürlemeye başladığımı hissediyorum. ÇÇ; Sana olan hislerimi sanrısı acıtıyor canımı. İlk başta gerçeklikten uzak, derin olmayan bir denizin güvenliğinde var olduğuna inanmıştım. Sonrasında ise o denizin gerçek derinliği karşıladı beni. Uçsuz bucaksız derinliğe sahip masmavi bir denizdi. Pırıltısı, her şeyi merak eden bir çocuğun gözlerindeki ile aynıydı. Çok saf olmasa bile çok kuvvetli dalgalarla çevriliydi. Tertemiz değildi belki o deniz. Yalanlar, kalp kırıklıkları, acılar, gözyaşları ile kirlenmişti çoktan. Ama yine de benim tek yüzmek istediğim yer orasıydı. Başka hiçbir denize girmek istemiyordum çünkü bedenimin sıcaklığını alan tek yerdi orası. Canımı acıttığın o kadar zaman var ki ama ben sana muhtaç gibi hissediyorum. Belki de öyleyim. Uzun süreler bunu kabul etmek istemedim. Ama başka hiç kimsenin sesi, kokusu, teni, ruhu, sıcaklığı beni bu kadar ele geçirmemişti. Daha önce aşk veya hoşlantı sandığım her şey çocukça ve ne kadar ahmakça kalıyormuş. Varlığın mutluluk kaynağı oldu benim için. Seni göremediğim her saniye nefret ettim hayattan. Yanımda olmadığın her an gözyaşlarına boğuyor beni. Üstümdeki bu tahakküm üzerine konuşmak istiyorum sadece öyle güçlü ki bu... sanki bir mıknatıs gibi. Benim için özel olarak tasarlanmış, etten ve ruh ışıltısından yapılmış bir mıknatıs... Benim için özel yapılmış bir eroinden farksızsın ve ben bu uyuşturucuyu kullanmadan nefes alamıyorum. Sana olan hislerimin saf bir aşk kaynaklı olmadığını bilsem de bana asalet temelli gibi geliyor. Başka kimsenin yaptığı bu kadar yanlışa tahammül etme ihtimalim yok benim. Doğrunla, yanlışınla sevdim seni. Bir paket halinde... Ama senin yaptığın yanlışlar diye girmek
Aralığın dondurucu soğukları gibi...
Evet, nefret ediyorum senden. Senin aksine... Ancak sen bilmiyorsun ki nefret etmek için ne kadar sevmek gerektiğini. Nefret etmek için ne kadar çabalamak gerektiğini. Nefret etmem hacet senden. En çok da neyden nefret ediyorum biliyor musun? Sana hâlâ değer vermekten, tüm laflarını zihnimin uç bucak her yerine dağıtmaktan. Sense tahammül edemiyormuşsun bana. Ne denle söylersin bu cümleleri hangi maksatla olursa. Yerine koyuyorum kendimi. Yüzümün kızarıklığından bakamazdım şu anki halime. Nasıl yapabildin? Şimdi bile nasıl yapabiliyorsun? Sanırım alışmam gerek sana ve senin gibilerine. Umuda değil o lanet olası tacirlerine, iyiliğe değil iyiymiş gibi gözüküne, sevene değil mış gibi yapana ve arlanmadan, utanmadan hala burnunu senin hayatına sokmaya çalışanlara alış. Alış Rüya.
Parlak Ağustos Güneşi Tepemdeyken
Rüyalarımın son iki gündür karmaşıklığı beni hasta ediyor, ateşimi çıkarıyor. Sanki ince hastalığa yakalanmış gibi hissediyorum. Berbat hisler karmaşası bulandırıyor zihnimi. Bilinçaltımın oynadığı illüzyonların bu denli güçlü olması hem korkunç hem de garip. Neden böyle telakkiler doluyor beynime, neden midemin bulanması gereken yerde kelebekler uçuşuyor içine. Aslında biliyorum her şeyin doğruluğunu, yanlışlığını. Hem umudun da tacirinin de ne denli pis olabileceğini biliyorum. Her hastalıktan beterdir umut. Her acının isnat noktası odur belki. Korkmak gerek ondan, umudun tuzağına düşmenin gafletinin kıyısından bile geçmemek.
1000Kitap
Reklam