Tam bir ay sürdü…
Herkese merhabalar uzun zamandır kitap okuma hızımdan şikayet ediyorum ama bir ayda da bitirdiğim kitap olmamıştı açıkçası. Yine bir itirafla başlayayım kitabı anlatmaya aslında çok çok Elif Şafak hayranı biri değilim ama kitaplarını çok severim ya da bazılarını çok severim bazılarında hiç sevmedim diyebilirim. Gökyüzünde nehirler var gördüğüm andan beri beni kendine çeken bir kitap oldu nedendir bilmem ama elime ulaştığında da çok çok sevinmiştim şimdi nasıl anlatabilirim nereden kitaba ilgi çekici vurgular yapabilirim bilmiyorum ama ben de uyandırdığı duygulardan kısaca da bir özetinden bahsedeyim.
Kitap ilk olarak Mezopotamya kralı Asurbanipal’in hocasını katletmesiyle başlıyor.
Yüzüne bir damla su değiyor…
Daha sonra farklı farklı hayatlara konuk olmaya başlıyoruz ilk konuk olduğumuz hayatımız 1840‘ların başında dünyaya gelen
Gecekondular ve Lağımlar Kralı Arthur Simith
İkinci konuk olduğumuz hayat 2014 yılında yaşayan Narin gerçekten bu bölümde gözlerim yaşardı .
Bir diğeri ise yine 2014 yılında Londra’da yaşayan ve yüzen bir eve taşınan Züleyha .
Açıkçası ben de konunun birbirlerine nasıl bağlanacaklarını çok çok merak ettim.
Biraz da sezgilerime güvendiğim için hikayedeki bütün kahramanların birbirinin bir şey çıkacağığından emindim,emin olduğum gibi de oldu…
Arthur hayatın ona sunduğu bütün olumsuzluklara rağmen gılgamış Destanı’nın kayıp parçalarını arıyordu .
Narin çok narin bir çiçek bir Ezidi Köyü’nde anneannesi ile birlikte inanılmaz bir katliama savruldu. O köyde her gün Arthur’un mezarına masum masum selam verirken..
Züleyha ise bence hikayenin en sıkıcı kısmıydı son sayfaya kadar.
Karakterlerin hepsi suyun oluşumunda şekillenip can buldular doğrusu bende.
Arthur’un saplantılı arayışı beni hala bile lanetli olan bir inanışa ya
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu kitabın puanı niye düşük ya diye düşünüyordum buldum…
Harika bir konu ama bizim uzak olduğumuz bir üslup ondan öyleymiş…
Ben bir okur dostumda görüp almıştım ince dedim araya sıkışır biter. Bitti bitmesine ama okuma zevkime biraz çomak soktu…
Çok hassas bir konu olan ‘’Derra’’ yani ikinci eşlik köksel etimolojide ‘’yara’’ anlamına gelen bir konuyu işliyor kitap boyunca Esma ve Hacile’ye konuk oluyorsunuz.
Fakat bu misafirlikler olaysal bir anlatıda değil durumsal bir anlatıda değil aforizma desen hiç değil türden…
Odağı kestin mi püf uçuyor konu…
Halbuki feministim yiaa ,kadın hakları önemlidir maskelileri -çoğu bilmez-yönünü Orta Doğu’ya araştırmalarını Arap toplumuna kaydırmalıdır.
Bu düzlemde sevgili Asiye Cebbar’ın konu ile ilgili düşünceleri mücadeleleri çok çok önemli sahşım adına da duyduğum bir isimdi…
İşte üslupsal bir kayma ile kitap ile iç içe geçemedim iki kadının toplumsal mücadeleleri evden yalnız çıktığı için mutlu olan Hacile ya da ilk doğumumdan sonra kızına alışmakta zorlanan Esma derine işlemedi maalesef bende…
Önermiyorum diyemem ama en azından odak noktanıza güvenmiyorsanız güvendiğiniz zaman okuyun derim…
Gölge SultanAsiya Cebbar · Kırmızı Kedi Yayınları · 201613 okunma
Aptal adamlar için acı çekerek, okul kapısında yaşanan entrikalar hakkında stres yaparak,çok fazla zaman kaybetmiştim.Artık böyle şeyler yapmayacaktım…