Keifendi

Aziz augistin “itiraflar” bellek üzerine
Kuskusuz öyle ama "mutlak direngenlikteki islenmemis bir bellek hiçbir se yi unutmayacaktir. Bu da düsüncenin en ise yaramaz gereci olur; çünkü bi saatlik bir ani, ancak bir saatte ortaya çikar. Düsünmek demek, sadelestir-mek, önemli olanin altini çizmek, önemsizi ayiklamak demektir. Bu nedenle unutma olayi, duruma göre, bellegin bir özelligi ya da hatasidir" (Baudin, "Psikoloji Dersleri", s. 261). Anlasmazlik önemli görünüyor. Doga bizi, bilinen biçimdeki bellekle donattiysa, bu insanin sahip olabilecegi en iyi gereçtir diye düsünülebilir ilk bakista. Baudin'e basvurmamin nedeni, doganin düzenine karsi çikar gibi görünen Jung'un düsüncesine katilmamamdir. Ama düsünüldügünde, Jung ile Baudin'in ileri sürdükleri durumlarin ara-sinda ayurt edici görünen ortak bir deyis var; bize geçmisi tekrar yasatacak bir bellek, beyinsel isleyis içinde çok önemli bir unsurdur. Sanirim çözümlemenin bulunmus olmasi da, bu bellek yetersizliklerine ve bunlarin getirdikleri sonuçlara baghdir. Çözümleme, "unutulmus bir geçmis"i tekrar yasatarak ya da itilmis bir olayi veya asil görünümünü kaybetmis bir nedeni ortaya gikararak, bellegin yetersizligini ve zayifhgini örtmeye yönelen dü-sünsel yollardir. (R. C.)
Sayfa 93·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kişilik bilinç altındadır sürekli keşfedilir değişir
Hemen her yil, daha önce hiç farkina varmadigi-miz bazi seyler belirir bizde. Bu bulgulari ele geçirdikten sonra yeniden su ya da bu oldugumuzu kesfetmeye devam ederiz. Bundan anlasildigi gibi, kisiligimizin, bilincin disin-da kalan, olusmasini sürdüren bir yani vardir; hiçbir zaman tam degildir, gelisiriz ve degisiriz. Gelecekteki kisiligimiz çok önceden oradadir, ama karanliklar isinde gizli bekler. Benlik, bir anlamda, film üzerinde ilerleyen bir yarik gibi-dir. Benligin gelecekteki gizli gücü, su anin karanligindan belirir. Ne oldugumuzu biliyoruz ama ne olacagimizdan habersiziz.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Duyum-sezgi/ duygu-düşünce ikili zıtlar
ikiser ikiser karsihkh zit noktalarda yer aldiklarindan, söz konusu islevlerin arasinda bazi ayriliklar belirir. Bunun en açik örnegi duyum ve sezgidir. Duyarh biriyle sezgileri güçlü birinin nesneleri irdelemelerini dikkatlice izlediginizde aralarindaki karsitligi hemen sezersiniz. Temel konumlar bakislarindan belli olur. Nesneleri oldugu gibi gören kisi on-lari gözlerinin bakis dogrultulari arasina yerlestirerek söyle böyle izler: Bu duyarh kisidir. Sezgili kisi, nesneleri 1gtldayan bakiglariyla kaplar, sarar (Goethe' nin gözleri buna iyi bir ör-nektir). Sezgili kisinin aslinda nesnelere bakmadigini anlaya-bilirsiniz; nesneleri çevreleriyle birlikte algilar. Önemsiz bir veri kabul ettigi nesnenin kendisini gözlemlemekle yetin-mez. Tanimaya can attigi, nesnelerin durumu, geçmisi ve ge lecegidir. Bu nedenle nesnelerin bütünlügune yonelir, olaylarda nasil yer aldiklarini, gelecekte ne olacaklarini ögren-mek istercesine özel dogalar ve özgül yasamlar üzerine bilgi edinmek ister. Birinin sezgili tip sinifina girip girmedigini bakislarnin isildamasindan anlayabilirsiniz. Bu bakis, du-yarh tipte bulunmayan, nesnelerin gizemini parçalama yol-larini ararcasina onlari yoklayan, isini andiran canl bir ba-kistur. Nesneleri göründükleri gibi görmek istiyorsaniz, çevresini fark edemezsiniz, dikkatinizi yani basindakilere yo-gunlastiramazsiniz. Oysa, gözlerinizi nesnelere dikmeli ve olabildigince çabuk bir süre içerisinde nesnenin çevresiyle ilintilerinden ortaya çikanlari çekip almalisiniz. Benzer aykirilik, düsünceyle duygu arasinda da vardir. Düsünmek, dogru düsünmek, mantiginizin sesine kulak vererek düsünmek isterseniz, ayni anda duygusal olamazsiniz. Çünkü kalbinizin sesi düsüncenizi yolundan saptirabilir! Kurbaganin is biyolojisi üzerine düsünürken, ayni anda "Oh! Minik
Sayfa 89·Kitabı okudu
Bilince varmak için bencil olmak gerekir
Görüldügü gibi bu öncecil Ben, tüm bilincin sine qua nonó bir kosuludur. Bu durumda, kendi bilincine varmak için bencil ya da benmerkezci olmak önem kazanir. Bencillik, bir dereceye kadar, kaçinilmaz bir gerekli-liktir. Bu güçlü temel isgüdü olmaksizin bilincimize egemen olamayiz ve karanliga düseriz. Tedirgin edici bir düsünce bu. Oysa bir ilkeli gözlemlediginizde sunu görürsünüz: Herhangi bir olayla etkilenmemisse içinde hiçbir sey olusmaz; tam bir durgunluk içinde saatlerce kimildamadan oturur; ne düsündügünü soracak olursaniz saldirganlagir çünkü onun gözünde düsünmek, delilere özgüdür! Bu nedenle kafasinda bir düsüncenin olusmasi söz konusu degildir. Buna karsin durumu, mutlak bir dinlenme durumundan sok uzaktir; bi linçaltinin canli bir etkinligi vardir üzerinde. Ani ve ilging düsünceler bu etkinlikten kaynaklanir. Ilkeli "sanatta" usta kilan, bilinçaltinin sesine kulak vermesidir. Yönelim organi bilinç, dis uzamda ve çevresinde yönelmek için bazi islevlere basvurur. (Ayrica iç uzam'a yönelimle de yükümlüdür; bu konuya ileride gelecegiz). Dis uzamda, bizden çok farkli nesneler yer alr. Bu nesneler evrenini algila-mak ve oraya yönelmek için genellikle duyumsal izlenimlerden yararlanuriz. Bu duyumsal izlenimlerden tek tek söz et-meyecegim, hepsini bir tek terimde toplayip adina "duyum" diyorum.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Düşler bilinçaltındaki zengin şölen
Çünkü benlik bilinci çok daginiktr; ayirma, çikarma ve farklilasma yollariyla bagim-siz olaylardan ayrihk gösterir; anlasilabilir tek yani benlikle olan ilintileridir. Bilinç, en uzak noktalara bile uzansa yine st-nrlart belli, bilinen bir alandir. Düslerin aracihigiyla, ayrim gözetmeyen doganin bagrinda kendisinin her sey, her seyin de o oldugu o aydinlik - karanlik kökensel geceye uzanan insan varhgmin en derin, en genel, en gerçek, en kalici yanlari-na ulasiyoruz. Evrenselligin bütünlestigi bu derinliklerden gikip geliyor düs. Kendimize yönelik dalkavukluklarimizla bizi utançtan kipkirmizi birakacak derecede saf ve gerçektir düsler. Tüm eski kültürlerde Tanrilarin buyrugunu etkili düslerde arayip bulma olayinda hiç de sasilacak bir yan yoktur. Dügleri ve olusumunu gündüz yasaminin hastalik kalinti-lariyla, yani bilinçli yasamin karanliklara atilmis zengin söle-ninden artan kirintilariyla açiklamak, akilailigimizin bir özel-ligi olmal. Yukaridan atilani içinde barindirmiyorsa eger, bu karanlik derinlikler bos bir çuvaldan baska bir sey degildir! Insan kültürünün genis alaninda, kaynagi ani ve üstün bir esine dayali olmayan büyük ve güzel hiçbir seyin bulunma-yacagi neden unutulur? Esinlerin kaynagi kuruyacak olursa, insanligin geleceginden ne beklersiniz? Bu durumda söz konusu çuval, akla ulasanlarin disinda hiçbir sey barindirma-yan bilince benzerdi. Esinlerimize ne denli bagl oldugumuzu ancak düsün-mekten yoksun kaldigimizda, bos yere düsünmeye çabaladi-gimizda anhyoruz. Düsler, su karanhk ve birlestirici ruhu muzdan sikip bize ulasan bir esinden baska bir sey degildir. Yeryüzünün sonsuz ayrintilarinda ve dolambaçli yollarinda kayboldugumuzda, insan varliginin baslica olaylarina ulas. mamizi saglayacak algilanabilir noktalari bulup cikarmak için düslere
Sayfa 55·Kitabı okudu