Keifendi

Okul ve öğretmen çocuğun karakterini oturttuğu yer
hekime ya da bir psikologa bagvurmalari çok daha hayirlidir. Hekim ya da psikologun bireysel çalismalari, ancak okul ve egitim sayesinde elde edebiliriz. Ideal seçimindeki hatalar seyrek olmayarak çocugun okula baslamasiyla kendini açiga vurur. Bireysel psikoloji yontemlerine agina bir ögretmen; kisa sürede ilgili hatay1 bulup gkarabilir. Erkek ya da kadin olabilecek böyle bir ögretmen, bir çocuk ötekilerin arasina karigiyor mu, yoksa öne çikmaya çaligarak bütün ilgi ve dikkati kendi üzerine çekmek mi istiyor, görebilir hemen. Ayrica hangi çocuk-larin cesaret sahibi olup, hangilerinin gerekli cesaretten yoksun olduklarini da yine bu ögretmenler saptayabilir. Bireysel psikolojiden iyi anlayan bir ögretmen, daha çocugun okula baglamasindan sonraki ilk hafta içinde idealin belirlenmesindeki hatalari kesfeder. • Kendilerine özgü toplumsal iglevleri dolayisiyla ögret-menler, çocuklarin hatalarini düzeltme bakimindan bagkala-rina göre daha üstün yeteneklerle donatilmistir. Anne ve babalar çocuklarin uygun sekilde sosyal görevlere hazirlaya-cak durumda olmadiklarindan, okullar açilmistir. Okul ailenin uzatilmig koludur; çocuklarin karakteri okulda büyük öl-süde bigimlendirilir; çocuklar yasamin sorunlarni gögüsle-meyi ve onlarla baga sikmayi okullarda ögrenirler. Ancak yapilmasi gereken bir sey varsa, okul ve ögretme-nin, üstlendikleri ödevi hakkiyla yerine getirebilmesini sag-layacak bilgi ve görgüyle donatilmasidir. Gelecekte okullarn bireysel psikolojiye daha çok agirlk verecekleri kesindir; turmaktir. günkü bir okulun gerçek ödevi, ögrencinin karakterini oluşturmaktır.
Sayfa 200·Kitabı okudu
Reklam
Evdeokulda başarılı çocuk hayatta başarıyı alamazsa!!!
Okul özelse, durumu biraz daha iyi olacaktir; sün-kü özel okullarda ögrenci sayisi genellikle fazla sayilmaz, her çocuga normal okuldakinden daha cok ilgi gösterilebilir. Böyle bir çevrede oglanin sorunlu bir çocuk oldugunu belki kimse fark etmeyecektir. Belki kendisi hakkinda soyle bile söylenecektir: "Iste bizim en parlak ögrencimiz, okulda bir tanedir." Sinif birinciligini ele geçirdi mi, belki evdeki davra-nisi da degisecek, tek bir alanda sagladigi üstünlükle yetine- cektir. Okula baslamasiyla bir çocugun davranisinda düzelme görülüyorsa, siifta kendisi için avantajli bir pozisyonu ele geçirdiginden, burada kendisini üstün durumda hissettigin-den emin olabiliriz. Evde pek sevilen gayet uysal çocuklarn okulda çokluk bütün sinifin altini üstüne getirdigi görülür. Bir önceki bölümde okulun evle toplumsal yagam arasin-da bir yer tuttugunu belirtmistik. Bu kural uygularsak, okulu bitirip hayatin kapisindan içeri ayak atan yukardaki gibi bir çocujun nelerle karsilagacagini önceden kestirebiliriz. Yasam böyle bir çocugun bazen okulda ele geçirdigi avantajli pozisyonu kendisine buyur edip veremez. Evde ve okulda uyank kimseler olup; basaridan basarya kogan çocuklarn sonradan hayata atildiklarinda basarisiz kalmalani birçok kisi hayretle kargilar ve durumu bir türlü kavrayamaz. Ilgili çocuklar nevroza yakalanmis sorunlu eriskinlere dönüsür ve ileride bazen solugu bunaklikta alirlar.
Sayfa 194·Kitabı okudu
Şımarık çocuk zekası
Agagidaki olay, oglanin nasil bütün ilgi ve dikkati kendi üzerine çekmek istedigini açikça gosterir bize. Günierden bir gün bir konsere alinip götürülür; anne ve baba konserde ça-lar, sarki söylerler. Bir sarkinin tam orta yerinde oglan bagi-nr."Hey, baba!', derken salonda gezinmeye koyulur. Ashn-da bu, önceden kestirilmeyecek bir sey degildir; ne var ki, anne ve baba, ogullarinin neden böyle davrandigini bir türlü ç1-karamaz. Normal bir davranis sergilememesine karsin, ogul-lanina bayagi normal bir çocuk gözüyle bakarlar. Belli bir ölçüde oglan normaldir kuskusuz; çünkü zekice bir yaçam plani izler. Planiyla yeter ki bagdassin, yaptigi her seyi dogru görür. Ilgili plani bir kez saptadik mi, bundan kaynaklanacak eylemleri de önceden kestirebiliriz, oglanin geri zekâl sayilamayacagi sonucuna variriz; çünkü geri ze-kâh kimse, asla, zekice bir yasam plani izleyemez. Ne zaman eve misafir gelip annesi esi dostuyla biraz hos vakit geçireyim dese, oglan misafirleri oturduklari sandalyelerden itip uzaklastirmis, tam o sirada bir baskasinin gelip oturdugu bir sandalyeye ille ben oturacagim diye tutturmus-tu. Bu davranisi da, bizim gördugümüz kadar yasam amaci ve idealine uygun düsmekteydi. Oglanin amac üstün olmak ve baskalarini tahakküm altinda tutmak, ayrica anne ve ba-basinin kendisiyle sürekli ilgilenmesini saglamakti. Buradan gikardigimiz sonuca göre bir kez simartilmaya alismisti ve yeniden simartilsa, boyuna kavga gürültü çikar-maktan vazgeçecekti. Daha bagka bir deyisle, kendisi için avantajli bir pozisyonu elden gikarmis bir çocuktu. Peki, avantajli pozisyonunu nasil kaybetmisti? Yanit: Kendinden küçük bir kiz ya da bir oglan kardese kavusmustu. Dolayisiyla ansizin yeni bir durumla yüz yüze gelen, kendisini tahtindan alasagi edilmis hisseden, kaybettigine inandi-gi o
Sayfa 191·Kitabı okudu
İpnoz olan intikamcı olur
ipnozla bir insani o duruma getirebiliriz ki, uyanikken birtakim tutukluklar nedeniyle açiga vuramadig görünti, düsünce animsamalari üretip ortaya koyabilir. Bu yöntemden yararlanarak çegitli sorunlari çozumieyebllir, örnegin daha önce söz konusu kiginin unuttugu ilk arilara kadar uzanip onlari ele geçirebiliriz. Ne var ki, hastayi tedavi ve iyilestirme yontemi olarak ip-notizma birtakim sakincalar içerir. Ben kendim ipnotizmaya asla pek dejer vermem ve ancak hastamin öbir yöntemlere güven duymadigi durumlarda boyle bir yola basvururum. Ipnotizmayla tedavi gören hastalarin hayli intikama bir tutum igine girdiklerini gözlemleriz. Baslangiçta kargilaçack-lan güglüklerin üstesinden gelir, ama gerçekte yasam üslup-lanm degistirmezler. Ipnotizma bir uyusturucu ya da mekanik bir müdahale gibidir: Insanin gerçek mizaci, insanin do-gas ipnotizmadan etkilenmez. Bir insana gerçekten yardm etmenin yolu, ona cesaret ve kendine güven duygularni agl-lamak, hatalanni daha iyi görebilmesini saglamaktir. Ipnotiz-mayla bunlar basarilacak gibi degildir, dolayisiyla böyle bir yönteme ancak ayricalikli (istisnai) durumlarda basvurmak gerekir.
Sayfa 164·Kitabı okudu
Düşler kendimizi kandırdığımız hayallerdir
Ayn durumla, bize bazi seyleri açiklamakta guçlük çeken bir kimsede de karsilasiriz. Böyle biri bizi ikna edemeyecegi-ni gördü mü, benzetmelere el atar. Benzetmelerden yararla-nmak, daha önce belirttigimiz gibi bir kendi kendini aldatis-tr; düslerde görüntülerin, duygu ve düsuncelerin vb. seçiminde benzetmelerin böyle sonsuz zenginlikte yer almasinin nedeni de budur. Kendi kendini esriklige sürüklemenin sanat dolu ustalikh bir biçimidir benzetme. Düslerin duygusal açidan esriklige sürükleyici nitelik ta-simasi, ne tuhafsa düglerin olugumunu engellemek için bir yöntemi elimize tutusturur; dügünde gördüklerinin anlamini kavrayan ve düsünde gördükleriyle kendi kendini bir esrik-lik durumuna sürükledigini anlayan kimse düs görmez ar-tik. En azindan böyle bir durum bu kitabin yazarinin bagina gelmis, düs görmenin nedenini kavrar kavramaz düs görmemeye baslamigtir. Bu arada sunu söyleyelim ki, söz konusu kavrayisin etkili olmasi isteniyorsa, dört bagi mamur bir duygusal degisi-min kendisine eslik etmesi gerekmektedir. Kitabin yazarinda bu durum, savas sirasinda gördügü son düste gerçeklesmis-tir. Mesleginin omzuna yükledigi görevle ilgili olarak, belli bir kisinin cephenin tehlikeli bir noktasina gönderilmesini önlemek için büyük çaba harcamisti. Derken bir düs görmüs, düsünde bir kimseyi öldürdügü yolunda üzerine bir duygu cullanmisti; ama kimi öldürdügünü bilmiyordu. Kötü bir duruma düsmüs, kendi kendine "Kimi öldürdüm?" diye habire sorup durmustu. Oysa gerçekte askerin ölümden en iyi sekilde kaçinabilecegi durumu saglamak üzere alabildigine çaba harcadigi düsüncesiyle esriklige kaptirmisti kendini. Düsteki duygunun bu düsünceye hizmet etmesi gerekiyordu. Ne var ki, yazar düsün bir bahane oldugunu anlayinca dus gorme-meye baglamisti; çunkü mantiksal nedenlere dayanarak
Sayfa 160·Kitabı okudu
Reklam