Keifendi

Cinsellik ilgisi
Bazi insanlar vardir, henüz erken yasta diger konulardan çok seksüel konularla ilgilenmeyi yeg-lerler. Cinsel konulara ilgi duymak, normal insan davranis-nin bir parçasidir; ne var ki, daha önce de söyledigimiz gibi, ilgiden ilgiye fark vardir, derece bakimindan ilgiler aynlr birbirinden. Bir kisi bize cinsellik damgasi tagiyan anilardan söz açti mi, ileriki yasaminda bu kisinin gelisiminin siklikla cinsel bir dogrultu izledigini görürüz. Böyle bir durumun ortaya koydugu yasam modeli bir uyumu icermekten uzaktr; günkü insan varliginin bu tek yönü, asiri bir degerlendirme-ye konu yapilmaktadir. Bazi kimselerdeki sarsilmaz kanya göre cinsel bir temeli içermeyen hig bir gey yoktur. Beri yan-dan, öyle insanlara rastlariz ki, organlardan en önemlisinin mide sayilacagini alabildigine israr ve inatla ileri sürerler. Böylesi durumlarda da yine ilk anilarin kisinin daha sonraki tutum ve kiiliginin belirleyici ozellikleriyle bagdastgm gözlemleriz.
Reklam
Çocukluk kusurlarına ilgi duymamız üstünlük arayışı
çocuklugun-dan baglayarak adamin seslere karsi çok duyarlt oldugunu belirtmek yeter sanrim. Büyük bir müzik yetenegiyle dona-tlmisti, gürültü patirtiya, falsolu ve tiz seslere zor katlanabilen biriydi. Dolayisiyla bir dudük sesinin kendisini bu kaddar etkilemesinde bizim için sagirtial bir taraf yoktu. Gerek ço-cuklar, gerek eriskinler çokluk kendilerini rahatsiz eden nesnelere karsi ilgi duyar. Daha önceki bölümlerin birinde asti-ma yakalanmis bir adamdan söz açtigimi okuyucular anim-sayacaktir. Adam, belli bir rahatsizlik nedeniyle akciger bölgesinde simsiki bir korse tagimak zorunda kalmis, bunun sonucu olarak da çesitli solunum olanaklarina karsi agiri bir ilgi duymaya baglamisti. Bazen öyle kimselere rastlariz ki, sanki bütün dikkat ve ilgileri yiyecek içecek nesneleri üzerinde toplanir. ilk çocukluk dönemine iliskin anilari da hep yiyecek içecek nesneleri konu alir böylelerinin. Dünyada kendileri için daha önemli sey yoktur; düsünceleri neyi yiyip neyi yiyemeyecekleri ve neyi nasil yiyecekleri sorusunun çevresinde çemberler çizer sü-rekli. Yapacagimiz inceleme, yemek konusunda ilk çocukluk döneminde karsilasilan kimi güçlüklerin bu gibi kimselerde yemege karsi agiri bir ilginin dogmasina yol açtigini ortaya koyacaktir. Bu konuda bir baska örnek: Bir hastanin animsamalani, devinim ve yürümeyi konu almaktaydi. Herkesin gözlemle-yebilecegi gibi çok çocuk vardir ki, yasamlarinin baglangicin-da geregi gibi devinemezler; bunun da nedeni ya pek güs-süzlükleri ya da ragitizm hastaligina tutulmus bulunmalar-dir. Böylesi çocuklar devinim konusunda agiri ilgi duyar,
Sayfa 119·Kitabı okudu
Kimi insanlar 1 yaşındaki anılarını hatırlar
Kimi insanlar henüz bir yaglarindaki olaylari animsaya-bildiklerini ileri sürerler. Kuskusuz pek akla sigacak gibi de-gildir bu, aslinda hayal ürünü ve gerçeklik tagimayan seyler-dir animsananlar. Ama uydurma ya da gerçek anilar niteligi tagiyip tagimadiklari hiç de önemli degildir, çünkü kigiligin parçalaridir tümü. Yine bazi kimseler vardir, akillarina gelen seyin gerçek anilar mi oldugunu, yoksa anne ve babalarin-dan mi isittiklerini kesinlikle bilmediklerini söylerler. Aslin-da, bu da önemli degildir, çünkü anne ve babalarinin kendilerine anlattiklari seyler bile olsa, ilgili anlatilar ruhlarina girip yerlesmistir bir kez, dolayisiyla ilgi ve egilimlerinin neler oldugunu bize gösterebilir.
Okulun kusurlu çocukları düzeltmekteki önemi!!
Sorunu tümüyle gözden geçirdik mi, çocuklardaki egitim kusurunu ortadan kaldiracak tek kurumun okul sayllacagim ister istemez söylememiz gerekiyor. Her zaman kötü yolda kullanl-masa, böyle bir görevin üstesinden gelebilirdi okul. Gelgelelim. sindiye kadar öyle olmustur ki, kim okulu eline gegirmisse, ondan kendini begenmis ve açgözlü planlanmi gerçeklestirmede bir araç gibi yararlanmistir. Hep böyle giderse, bunun insan igin hiç de yararh sonuçlar dogurmayacag agktir. Son zamanlarda baz kimseler okulda eski otoritenin yeniden kurulmasi geregini savunmaya baslamistir. Ancak, böylesi kimselere, sözünü ettikleri otoritenin eskiden okullarda ne gibi olumlu sonuçlar verdigini sormak gerekmektedir. Her zaman insanin basina büyük dertler açtigini, durumun daha elverisli sayilacagi aile içinde bile herkesin kendisine baskaldirmasindan baska sonuç saglamadigini gördügümüz otorite nasil okullarda yararh rol oynayabilir? Hele degerini kendiliginden kabul ettiremeyip, insanlara zorla benimsetilen bir otorite bunu nasil basarabilir? Diyelim ki, okulda bir otorite vardir; ancak, bunun düpedüz benimsendigi seyrek kargr-lagilan bir durumdur. Üstelik, okula giden çocuklar, ögretmenin bir devlet memuru sayilacaginin agk secik bilincindedir. Zorla kendisine kabul ettirilecek bir otoritenin çocugun ruhsal gelisimi bakmindan zararh sonuçlara yol agmamasi olanaksizdir. Otorite duygusu, zorlama temeli üzerine dayanamaz; tersine, toplum-salhk duygusundan kaynaklanmasi gerekir. Okul, ruhsal gelisiminin izledigi yolda her çocugun kapisin-dan içeri ayak atacag bir istasyondur; dolayisiyla, olumlu bir ruhsal gelisimin gereklerine yanit vermek zorundadir. Bu yüz-den, ancak ruhsal gelisimin gerektirdigi kosullarla uyum içinde bulunacak bir okula iyi niteligini yakistirabilir, böyle bir okul için
Sayfa 292·Kitabı okudu
Annenin karakter oluşumundaki önemi
Ôie yandan aile, toplumsalhk duygusunu gelistirmek için de eherisli bir kurumdur. Ne var ki, güçlülük egilimi ve otorite üstüne stylediklerimiz animsanirsa, bu isin ancak belirli bir noktaya kadar üstesinden gelinebilmektedir. Çocugun yüreginde ilk seve-cenlik duygulan, annestyle iliskisinde açiga vurur kendini. Anne, gocuk için alabildigine önemli bir baska insan yasantisidu, annesine bakarak güvenilir insan soydasiun ne oldugunu fark eder gocuk; sen'i tanimayi ve algilamay ögrenir. Nietzsche, herkesin kendi sevgili idealini, annesiyle olan iliskilerine dayanarak yarat-tigun söyler. Insanlarla iliskilerinde annenin çocuga nasil zik tut-tugunu, kisaca anneyle iliskilerin çocugun bütün ruhsal disavu-rumlari için nasil bir cerçeve rolü oynadigimi hayli zaman önce Pestalozzi ortaya koymustur. Gördügü islev, anneye pocukta top-lumsallik duygusunu gelistirme olanag verir. Anneyle çocuk ara-sindaki iliski, bazen çocuklarda belirli sosyal kusurlari igeren tuhaf kisiliklerin olusumuna yol açar. Ozellikle kargilasacagumiz kusurlardan biri, annenin ödevini yerine getirmeyerek, socukta toplumsallk duygusunun gelismesine çahgmamasidir. Bu kusur, kügümsenecek gibi degildir ve yigunla tatsiz sonucun dogmasina neden olur. Çocuk, sanki bir dügman ülkede bulunuyormus gibi büyür ve gelisir. Böyle bir çocugu islah etmek isteyen bir kimsenin izleyecegi tek yol vardir, o da yerine getirilmesi ihmal edilmis ödevi üstlenmektir. Ancak bu yoldan gocukta bir toplumsalhk duygusunun olusumu saglanabilir. Sikhkla islenen diger temel kusura gelince; o da annenin ödevini yapmak istemesi ama isi ge-reginden siki tutarak bu konuda asinhga kagmasidir.
Sayfa 289·Kitabı okudu
Reklam