Boşluk dediğimiz her nokta, aslında bizim kendi içimizde hapsettiğimiz, yerini bile asla ve asla saklayamayacağımız upuzun bir hikayedir. Kimine göre kör noksan, kimine göre adsız ve köşe bucaksız ıssız bir yer. Bazı anların kıymeti beraberlikte tamamlanırken, bazı yaşanmamışlıkların üzerinden teğet geçtiği kutup yıldızları kadar bağımsız olmanın işaretidir. Oysa ne çok istek biriktirmişiz içimizde, haykırmaya heveslendiğimiz o bahar dallarını birer birer filizlendiren rüzgara karşı dans eden kuşlar.. İnsan içini ferahlatan doğa güzellikleri.. Yolculuklarda ağırlaşan o insan zihni kalabalıkları.. Şehrin tam orta göbeğinde haykıran serçeler gibi.. Yükleniyor yine umutlar, hüzünler, ve adını koyamadığım onca şey. Yeniden yeşeren yapraklar, çicekler bahara ahenk veren filiz tohumları. Bir merhaba neyi değiştirir bilmem ama; avaz avaz burdayım diyenler sizlerede selamlar olsun. Yüzlerdeki o muhteşem tebessümler ışınlanıyor yine kutup yıldızlarına doğru ışıl ışıl parlayan gözlerle.. Belki de en güzel tutku. Gökyüzününde sırrı bu olsa gerek? Bazen umut arayışında, bazende bir yükseliş olabilir. En çokta her baktığımızda kalbimizdeki o sevgiyi her daim yüceltmek oluyor diye düşünüyorum. Çünkü bazen illa bir insana değil de , ona bakıp içini her açtığında sessiz sakin ama iyi bir dinleyici olabildiğince kendini ona daha yakın hissediyorsun. Yani demem o ki gökyüzü de kutup yıldızı da senin masalın. Masalını ve hayallerini ihmal etme. Bu hikayede en çok yakışan iki dost olarak gör. Onlar incitmez, üzmez aksine yanında kalmayı tercih ederler. Dokunulmasa da, değer dediğimiz çoğu durumların aslında bizlere daha yakın olduğunu söyleyebilirim. Gökyüzü ; rengini tamamlayan muhteşem bir ışıltı. Kutup yıldızı, ise çok uzak diyarlarda kalmış kendi benliğinde bir gezegendir benim için.