Dünya sanki tersine dönmüş gibi. Erkekler kadınlaşmaya, kadınlar ise erkekleşmeye meylediyor. Kadına benzemeyen bir erkek bulma arzusuyla sertleşen kadınların çoğaldığı bir çağda yaşıyoruz. Nezaketin, letafetin ve rikkatin yerini üsttenci, pespaye ve yılışık tavırlar almış gibi görünüyor. Samimiyet sandıkları şey çoğu zaman zarafetten uzak bir kabalığa dönüşüyor. Kadınlık duruşuyla ilgisi olmayan, yalnızca suret olarak kadın fakat tavır olarak katılaşmış pek çok insanla çevrilmiş gibiyiz.
Oysa kadın, zarafetin ve inceliğin sembolüydü ve bu yüzden asırlardır çiçeklere benzetilirdi. Çünkü çiçek nasıl kokusuyla, rengiyle ve narinliğiyle bulunduğu yeri güzelleştirirse, kadın da nezaketi, letafeti ve rikkatiyle hayatın sertliğini yumuşatan bir varlık olarak görülürdü.