Kenar Notu

Kenar Notu
@KenarNotu
Sükût; edebin yalın halidir. Maksadı aşmayınız. (Beni değil, kitapları tanıyın; sözüm şahsıma ve şahsızına değil fikre dairdir. İsim silinir, düşünce kalır; yüzü değil sözü izleyin.)
Puan vermedi·1358 syf.·
2025 11. kitabı
Kitap yalnızca tarih anlatmakla kalmıyor, toplumların nasıl ortaya çıktığını, neden güçlendiğini ve hangi sebeplerle çöktüğünü anlamaya çalışıyor. İnsanların birlikte yaşama ihtiyacından devletlerin doğuşuna, ekonomiden eğitime kadar birçok meseleyi ele alıyor. Bazı tespitleri kendi döneminin şartlarını yansıtsa da insan davranışlarını ve toplumsal düzeni açıklama çabası bugün de dikkat çekici bulunuyor. Ona göre bir medeniyeti ayakta tutan şey yalnızca zenginlik veya askeri güç değil, toplumun sahip olduğu dayanışma ruhudur. Bu yüzden tarih, siyaset ve ekonomiyi birbirinden ayrı değil, birbirini etkileyen unsurlar olarak değerlendiriyor. Kitap boyunca verilen hükümlerden çok olayların arkasındaki nedenler öne çıkıyor. Devletler neden yükselir, hangi şartlarda gerilemeye başlar, refah arttıkça toplumların karakteri nasıl değişir gibi sorulara verdiği dikkat çekici cevaplar günümüze de ışık tutuyor. İbn-i Haldun
Mukaddime (2 Cilt Takım)İbn-i Haldun · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 20221,735 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kierkegaard ya yada
Puan vermedi·976 syf.·
2026 31. kitabı
İnsanın hayat karşısında yaptığı seçimleri merkeze alan bir eser. Kitap boyunca iki farklı yaşam anlayışı karşı karşıya gelir. Biri hazların, anlık heyecanların ve estetik zevklerin peşinden giden hayat diğeri ise sorumluluk, bağlılık ve ahlaki tercihlerin şekillendirdiği hayat. Kierkegaard hangisinin doğru olduğunu doğrudan söylemekten çok insanı kendi seçiminin sonuçlarıyla yüzleştirir. Eserin en güçlü tarafı, hayatın aslında seçimlerden kaçılarak yaşanamayacağını göstermesidir. Çünkü seçmemek de bir seçimdir. Kierkegaard’a göre insanı olgunlaştıran şey sürekli yeni şeyler peşinde koşması değil, yaptığı tercihin sorumluluğunu üstlenebilmesidir. Bu yüzden kitap sadece aşk, evlilik ya da ahlak üzerine değil, insanın kendisi olma mücadelesi üzerine de düşünür. Bazı bölümleri ağır ve dağınık gelebilir ancak kitabın merkezindeki mesele oldukça canlıdır. İnsan nasıl yaşamalıdır? Keyfin peşinden giderek mi, yoksa anlam ve sorumluluk arayarak mı? Kierkegaard kesin cevaplar vermekten çok bu soruyu okurun önüne bırakıyor.
Ya / Ya DaSoren Kierkegaard · Alfa Yayınları · 2020363 okunma
Platon devlet
Puan vermedi
Kitap devlet tasarımından çok insanın adalet arayışını anlatıyor. Kimin yöneteceği, neyin doğru olduğu ve toplumun hangi temel üzerine kurulacağı gibi meseleleri tartışıyor. Bazı fikirleri bugün uygulanabilir görünmese de yöneticinin yalnızca güç sahibi değil, bilgi ve karakter sahibi biri olması gerektiğini savunuyor. Ona göre bir toplumu ayakta tutan şey kanunlardan önce erdemdir. Bu yüzden eğitimden yönetime, bireyden topluma kadar her meseleyi ahlaki bir zeminde ele alıyor. Kitap boyunca verilen cevaplardan çok sorulan sorular öne çıkıyor. Adalet gerçekten nedir, çoğunluğun istediği her şey doğru mudur, bilgeliğin olmadığı yerde iyi bir yönetim mümkün müdür? Aradan iki binden fazla yıl geçmiş olmasına rağmen hala okunuyor olması da biraz bu temel soruların güncelliğini korumasından kaynaklanıyor
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
Filozofların Tutarsızlığı
Puan vermedi·521 syf.·
2025 49. kitabı
Tehafütül Felasife denince çoğu kişinin aklına felsefeye karşı yazılmış sert bir reddiye geliyor. Gazali’nin derdi filozofların düşünmesini engellemek değil, özellikle metafizik konularda ortaya koydukları bazı hükümlerin ne kadar sağlam temellere dayandığını sorgulamak. Yer yer oldukça sert eleştiriler getiriyor ama bunu karşısındakini anlamadan yapmıyor. Eser boyunca hissedilen şey, akıl çok kıymetli bir imkan fakat her meselenin nihai hakemi olmayabilir. Gazali’nin itirazları da tam bu noktada yoğunlaşıyor. Filozofların bazı konularda ihtimal olarak söylenebilecek şeyleri kesin bilgi gibi sunmalarını problemli buluyor. Bu yüzden kitap sadece filozoflarla yapılan bir hesaplaşma değil, aynı zamanda bilginin sınırları üzerine yürütülen bir tartışma niteliği taşıyor. Bugün okunduğunda bazı başlıklar tarihi bir tartışma gibi görünse de arka plandaki mesele canlılığını koruyor. İnsan her şeyi aklıyla çözebilir mi, yoksa aklın ötesinde başka bilgi alanları da var mıdır? Tehafütün asıl ağırlığı da burada ortaya çıkıyor. Gazali, cevap vermekten çok okuyucuyu bu sorular üzerinde yeniden düşünmeye zorluyor. Bu yönüyle eser, yalnızca İslam düşünce tarihinin önemli metinlerinden biri değil, aynı zamanda düşüncenin kendi sınırlarıyla yüzleştiği metinlerden biri olarak da okunabilir. Belki de bu yüzden, üzerinden asırlar geçmiş olmasına rağmen hala konuşuluyor.
Filozofların Tutarsızlığıİmam Gazali · Klasik Yayınları · 2014284 okunma