Ozan

Ozan
@Kenter
"We have calcium in our bones, iron in our veins, carbon in our souls, and nitrogen in our brains. 93 percent stardust, with souls made of flames, we are all just stars that have people names." Nikita Gill
"Basit insanlar genellikle, kendilerinin anlama yetenekleri üstüne çıkan her şeyi kınarlar." François de la Rochefoucauld
Reklam
Rüya
Rüyamda çocukluğumu gördüm. Bir gece vakti odama geliyor. Şerefsiz, başlıyor sormaya. Çocukluğum - Noooldu? Tiyatrocu olduk mu? Zati alim - Olamadık. ç : Para kazanıyor muyuz? z: Ehh. ç : Kızlar? Kızlar nerde? z : Ne biliyim .mına koyim! ç : Sakallar çıkmadı mı? z : Eğri büğrü çıktı, kestim. ç : Annem öldü mü? z : Yok içerde uyuyo. ç : Bu kadarcık mı uzadık lan? Nerde kaslar? Hani üçgen vücut olacaktık? z : Eeh senin de işin gücün karı kız, boy posmuş .mına koyım. ç : Ayfer’e ne oldu? z : Evlenmiş oğlu olmuş geçen ay. Duruyor hiçbir şey söylemiyor.. Bakıyor, bakıyor... Uzun uzun... Yüzüme, odaya, yatağa bakıyor. Başlıyor ağlamaya. Allahım! Susmuyor!
"Merhaba ben cumartesi. Bugün günlerden pazar aslında. Saatler çeşme gibi akıyor ve takvimlerde hep bir telaş var. Beni içine almayan bir haftanın kayıt dışı iş günü olarak gizlediler beni güzel kıyafetler içinde. Kalbe hizmet edebilirdim fakat kapital belasına sürüklendim cüzdanlarınız içinde. Şimdi hızla yaşadığınız ben, pazar yeri gibi kirletiyorum kaldırımları... Parkları ve köprüleri sadece içinden geçmek için kullandığınız bu çağda, hüzünsüz biçimde tüketildim, tüketmelerinize açılmış en iştahlı bir gün olarak kullanıldığımdan beri. Merhaba ben cumartesi. Hafta içinde doldurduğunuz cüzdanların talihsiz pazar yeri..." Yalçın ECE
İnsan ziyan olmak için yaratılmıştır.
"Bir isteğimiz karşılandığında mutlu olmayız. Geçici bir mutluluk yanılsaması yaşarız. Bir istek her zaman başka bir isteği doğurur. Sırada ne olduğunu asla bilemeden, kör isteklerin peşinde manasızca yürüyoruz. Hedef, amaç, vizyon, kariyer. Bu manasız yürüyüşte bizi teselli etmek için uydurulmuş kelimeler. Schopenhauer çok basit bir şey anlattı. Dünyaya hoş geldiniz o..... çocukları dedi. İnsan ziyan olmak için yaratılmıştır. (Belki de bu yüzden geç anlaşıldı. Kant harıl harıl okunurken onun başyapıtı İrade ve Tasarım Olarak Dünya, iki yüz adet sattı. Çünkü insan zihni basit şeylerden ziyade komplike şeyleri anlamaya müsait.) Her neyse. Şunu anlattı Schopenhauer: İnsan düşünenden ziyade isteyen bir varlıktır ve isteklerinin sonu asla gelmez. Aklıyla bir dünya kurmuştur ama onu yöneten bedenidir. Kant’ın dediği gibi aklı değil. Beden de kör bir iradeye tabidir. Bu iradenin de nereden gelip nereye gittiğini asla bilemezsin. Joshua Ferris’in Bilinmeyen romanı da bunu anlatıyor. Bir avukat durup dururken yürümeye başlıyor. Her şeyi bırakıyor ve sadece yürüyor, yorulduğu yerde uyuyor. Bedeni aklını ele geçirmiş, kör bir iradenin peşine takılmış yürüyor. Nereden geliyor bu yürüme dürtüsü, bilinmiyor. Bir istek başka bir isteği doğuracaksa ve biz sonunda hep mutsuz olacaksak neden istemeye devam ediyoruz. Bilinmiyor. Geçen gece sokakta bekledim. Kar altında, kapalı kapılar önünde, saatlerce. Köpekler geldi beni ısırdı. Neden? Bilinmiyor. Koltés bir oyununda, “Hayır diyen insan hâlâ biraz mutludur,” diyordu. Ne demek istediğini yeni anlıyorum. Mutluluk bir vazgeçiştir ve çok ender rastlanan bir ruh dinginliğidir." Emrah Serbes / Afili Parçalar / Madde 80