Üstelik ben aydınlandım artık. Sadece Buddha tarzı davranışlara itibar ediyorum. Örümcek krizantemleri. Elmas Sutra ve Pi-yen-lu. Hare Rama, Krişna, Krişna, anlatabiliyor muyum. Aydınlandım yani.
Dövüş kulübünün ilk kuralı dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır.
Dövüş kulübünün ikinci kuralı dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır.
Dövüş kulübünün üçüncü kuralı da budur. Birisi dur derse ya da hareketsiz kalırsa, o kişi numara yapıyor olsa bile, dövüş bitmiştir.
Her dövüşte sadece iki kişi kapışır. Aynı anda birden fazla dövüş olamaz. Dövüşten önce gömlekler ve pabuçlar çıkarılır. Her dövüş sürmesi gerektiği kadar sürer. Bunlar da dövüş kulübünün öbür kurallarıdır.
“Ve yedinci kural” diye bağırıyor Tyler. “Eğer bu gece dövüş kulübünüzdeki ilke gecenizse, dövüşmek zorundasınız.”
Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. Sonra aradığınız tabak takımı. Sonra hayallerinizdeki yatak. Perdeler. Halılar.
Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.