İnsanlığın başına beladır milliyetçilik ve böyle bayrak dikmek kadar da kolaydır, ucuzdur. Kendini eşit görenler arasında daha vahimdir çatışmalar. Çünkü bu eşitler, birbirlerinin önüne geçme arzusundadır. Örneğin, İngilizler karşısında milliyetçilikleri kabarmayan Türklerle Yunanlar, birbirlerine horozlanmaya bayılır. Bu dikey ve yatay ilişki çift taraflıdır. İngilizler de Türkiye ve Yunanistan'ı "gelişmekte (ama hiçbir zaman da gelişmiş olmayacak) olan ülkeler" olarak görür. Nietzschegil bir efendi-köle ahlakı durumları.
Yunan mitolojisini bir dinsel sistem olarak düşünürsek, tanrıların, yarı tanrıların ya da tanrısal varlıkların toplamı olan bu panteonun, günümüzde dünyaya egemen olan Batılı anlamdaki bilim ve felsefenin doğuşunu sağladığını söyleyebiliriz. Her ne kadar Platon gibi filozoflar mitoloji yazarlarını hor görseler de sanatı, bilimi, felsefesiyle Yunan dünyasının İÖ altıncı yüzyıldan İS ikinci yüzyıla kadar yarattıklarında mitolojinin payı yadsınamaz. Bu mitoloji aradan geçen on dört yüzyıla rağmen varlığından bir şey kaybetmeden Rönesans ile birlikte sanat ve edebiyatta yeniden canlanarak günümüze kadar varlığını sürdürür.
Söz perilerden açılır da ilham perilerinden söz etmemek olmaz. Muse'ler, Türkçede Musalar olarak da yazılan su perileridir. Ancak sayıları ve işleri belirlidir. Onlar da Zeus'un kızlarıdır ve toplam dokuz tanedirler. Müzik kelimesi musalardan geliyor, bazı Türkçe kaynaklarda musalar, müz diye de geçer. Nitekim müze, Muselerin tapınağıdır
Periler denince onların peşinden ayrılmayan Satyr'ler ve Panlardan da söz etmeli. Panlar da yine görsel sanatlara konu olmuş, boynuzlu, toynaklı, azgın bakışlı, her yanından kösnüllük taşan bir görünüşle yarı keçi yarı insan olarak resmedilir. Bu ürkütücü haliyle Pan başka bir psikolojik terim olan "panik" terimine adını verir.