Ah bu ateş şu anda yaktığı gibi yarın da, bir ömür boyu da yaksa içimi! Ama sen olmazsan sönerim, mahvolurum! Yeniden canlandım, hayata döndüm şimdi! Öyle sanıyorum ki ben… Dünyalara bedelsin sen, dünyanın en güzel kadınısın sen…
Ah bu ateş şu anda yaktığı gibi yarın da, bir ömür boyu da yaksa içimi! Ama sen olmazsan sönerim, mahvolurum! Yeniden canlandım, hayata döndüm şimdi! Öyle sanıyorum ki ben… Dünyalara bedelsin sen, dünyanın en güzel kadınısın sen…
-Dünyada pirelerin olmasının suçlusu benmişim gibi konuşuyorsunuz. Ben mi icat ettim yani pire denen şeyi Yaşlı uşağının sözünü kesti Oblomov:
+Pislikten bunlar, pislikten! Hâlâ saçmalıyorsun!
-Pisliği de ben icat ettim sanki.
+Geceleri odanda fareler cirit atıyor. Duyuyorum.
-Fareler de benim icadım mı yani?
Aynada, yüzümdeki ince çizgilere bakarak, her şeyim var, her şeyim deyip hâlâ bir sıcak elin saçımı okşamasına neden bu denli gereksinim duyuyorum diye kendimi azarlayarak gözyaşları döküyorum. Sevdiğim özgürlüğüm (yalnızlığım) bazen dayanılmaz oluyor. Birisi beni düşünsün, kollarına alsın, sığınacak bir yürek olsun istiyorum, elimden hiçbir şey gelmiyor.