k.

Biz toplum olarak aşktan utanırız. Ona müstehcen bir şey muamelesi yaparız. Ve bu durumu gönülsüzce kabulleniriz. Adını anarken bile dilimiz sürçer, yüzümüz kızarır... Aşk hayatlarımızdaki en önemli şeydir, uğruna savaşacağımız, hatta öleceğimiz bir tutkudur ama buna rağmen adlarına mesai harcamaya isteksizizdir. Hâlbuki onu akıcı ve hoş bir sözcük dağarcığı olmadan dolaysız bir şekilde dillendiremeyiz de düşünemeyiz de.
Sayfa 27
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aksi yöndeki sayısız kanıta rağmen, aileyi hâlâ aşkın, sevginin ilkokulu kabul ederiz. Nasıl seveceğini aile hayatında öğrenmemiş olanlarımızdan sevgiyi romantik ilişkilerinde deneyimlemeleri beklenir. Ne var ki bu sevgi sıklıkla elimizden kayıp gider. Nihayetinde koca bir ömrü kök ailemizde ve devamında ne yapmamız, nasıl yaşamamız gerektiğini hiç bilmediğimiz ilişkilerde gördüğümüz ilgisizliğin, zalimliğin ve sevgisizliğin her hâlinin ruhumuzda açtığı yaraları onmaya çalışmakla tüketiriz.
Sayfa 23
1000Kitap
Sevgisizliğin ıstırabını kelimelere dökmek, aşkın hayatlarımızdaki varlığını ve anlamını tarif etmekten daha kolay geliyor.
Sayfa 21
1000Kitap
Kadınla erkeğin tamamen farklı duygusal evrelerde yaşayan mutlak zıt varlıklar oldukları görüşü doğru olsaydı, erkekler hiçbir zaman aşk konusunda yüksel otorite olamazlardı.
Sayfa 21
1000Kitap
Seven bir kültür yaratacaksak, düşünce ve davranış biçimlerimizde temel değişiklikler yapmak zorundayız.
Sayfa 19
1000Kitap