-Yazarım sana
-Yazma. O zaman bekliyor insan. Buraya çok az insan geliyor, çok insan gidiyor. Kalan da bekliyor ama bazen çok uzun bekliyor. Yani hani mesela zannediyorsun ki bir yoldan birisi gelecek. Boş, uzun bir yol. Devamlı ona bakıyorsun. Sonra kimse gelmiyor. Yazma.
Senden sonra 23 şehir gezdim.
3 kilo aldım.
Saçlarımı 6 kez boyadım.
Dünya bilmem kaç 365 günde bilmem kaç dönümünü tamamladı.
Darbe oldu.
İhtilal oldu.
Barış gelmedi.
Savaş bitmedi.
Seni özledim.
Iltica edecek tek yer bulamadım.
Seni uğurladım.
Sana kavuştum.
Seni terk ettim.
Bilmem kaç kilometre yol gittim.
Evren kaydı.
Sen göğüs kafesimden milim kaymadın.
ezel rose manaz
“Ne garip bir yalnızlık! Baba, insanın kendi odasındayken yalnız kaldığını sanıyordu. Oysa yalnızlığın sadece kalabalıkta hissedilebileceğini bilmiyordu.”
Kaldırımdaki kurumuş ağaçlara baktı:Kar dalları alabildiğince bükmüştü ve ikinci kez yağdığında kesinlikle onları kıracaktı. İnsanlar da ağaç gibiydiler. Ağır bir kar kütlesi sürekli omzunda olurdu insanın ve diğer bahara kadar ağırlığını hissettirirdi onda.Kötü olanı ise insanın sadece bir kez ölmesiydi. Ve bu bir kereliğe mahsus ölüm ne de amansız trajedi sayılırdı onun için!