Geçeceğini biliyordum, iyileşeceğimi de.
Güleceğimi, merhametimi hiç kaybetmeyeceğimi,
duvar gibi dimdik duracağımı da…
Ama heyecanımı ve güvenimi kaybedeceğimi hiç düşünmemiştim...
Yapabilseydim eğer, tümüyle nasıl hissettiğimi anlatabilmeyi isterdim. Uzun uzun anlaşılmanın verdiği serinlik ve muhabbetin verdiği sıcaklıkla bırakabilmek isterdim içimi kor gibi yakan kelimeleri denizin derinliklerine. İnsan, anlaşılmaya en çok muhtaç olandır.
Benim nezaketim kimseye gösteriş değil,
kendime kurdugum bir yasam biçimi.
Detayları severim;
bir bakışın anlamını, bir kelimenin tonunu,
sessizliğin içindeki niyeti.
Kaba, aceleci ve içi huzursuz ortamlarda duramam.
Çünkü ruhum gürültüde değil, incelikte nefes alır.
Çiçek kokusuna sevinen,
bulutların şekline dalıp giden,
"teşekkür ederim" ve "özür dilerim" demeyi
bilen insanlar...
Ben o tarafta kalıyorum.
Daha yavaş, daha sakin, daha gerçek bir yerde.