Demek istediğim şu ki: Hiçbir hareketimiz tesâdüfi değil.. hepsi evvelden planlanmış vukuatın, zamânı gelince zuhura çıkmasından ibaret. Ortada dönen ise Allah'ın irâdesi vesselâm..
Henüz çok gençsiniz; gün olur maddî zararlar telâfî olur, yeter ki mânevî iflasta olmayalım, mânen yoksul ve kimsesiz kalmayalım. Bugün insanlık âlemi de Türk milleti de, mânevî iflâsa sürüklenmiş, îmânını ve aklıselîmini kaybetmiş insanlardan, bu yolunu şaşmış fikir cereyânından çok muztarip. Din de, millet de, faydalı, verimli, şuurlu unsurlar bekliyor. Bence herkes, her şart dâhilinde, etrâfina da kendine de faydalı olabilir. Tabii içinde bulunduğunuz iztırar vaziyetine rağmen siz de.
Şunu unutmamalıyız ki insan oğlu binâ-yı hayâtının kendi mîmârıdır. İster şuûrî, ister gayr-ı şuûrî olsun, ef'alimizle, mukadderâtımız âbidesini işlemekteyiz. Celâl yüzünden olsun, cemal yüzünden olsun, karşılaştığımız hâdiseleri tefsir etmek, yâni onların bizim tahammülümüz için bir vâsıta olduğunu bilip kabul etmek hususunda göstereceğimiz basîret, onları bize faydalı veya zararlı kılar. Binâenaleyh bir kahır ve musîbet karşısında: "Yâ Rabbî, bu bana lâzım olmasaydı, tecellin bu türlü olmazdı, benim bir gizli talebimdir ki siperisâika gibi şu hâdiseyi üstüme çekti, beni isyan etmek acemiliğine düşürme. Sabır, aşk ve lutuf isterim... sen her ne verirsen o bir hayırdır.." diyebilmek, kanaatimce en kestirme karşılık.
Vaktiyle, maddiyata müteallik her şeyim vardı. Şimdi çocuklarımın fotoğrafları da dahil hiçbir şeyim yok. Veren, hepsini sıra ile aldı. Onunla aramızda hiçbir engel kalmadı.