Yazarın enfes zekasına hayran kalacağınız, 1932 yılında yazıldığına asla inanamayacağınız, çağımızı çok ilerisinde bir distopya.
Hayatın, mutluluk için soma adlı uyuşturucu üzerine kurulduğu, başkenti Londra olan bir Kuluçka Şartlandırma Merkezinde insanların doğmayıp makinelerden üretildiği evet evet üretildiği, anne-baba kelimelerinin müstehcen kelimeler olduğu alternatif bir dünya düşünün. İşte kitabın kapağını açtığınızda o dünyaya dalıyorsunuz.
Henry Ford'un müthiş T modelinden sonra dünya artık sandığımız dünya olmaktan çıkıyor. Bildiğimiz zaman algısı Ford'dan önce-Ford'dan sonra olarak değişiyor. Ve Ford tanrının tahtına oturuyor.
KŞM'de üretilen bütün insanlar Alfa-Beta-Delta-Gama-Epsilon olan hiyerarşik gruplarda ve her grubun kendine has düşünceleriyle tek tip yetiştiriliyor. Ancak Ayrı Bölge denilen yerde hala insanlar Ford'dan Öncesinde olduğu gibi yaşıyorlar.
Aslında mutluluk üzerine kurulu bir düzen kulağa hoş gelmiyor değil. Ancak tek tip mutluluğun insanı nasıl felakete sürüklediğini Aldous Huxley harika bir biçimde gözler önüne seriyor. Ve bu distopik başyapıt kitleleri ikiye bölmeyi başarıyor:
1984 mü, Cesur Yeni Dünya mı? Cevaplar sizde :)