Ülkede yaşlı kesim geleneklerini ve düşüncelerini koruyup kendi ekmeğine bakıyor; yeni nesil mutsuz olduğu için her şeye sövüp sayıp kendini geliştirmekten kaçınıyor; Bir de akıllı kesim var, onlar hayatını yaşıyor ve genellikle zengindirler. Fakirleri arkadaş ortamı ve ailesi hariç umursayan olmaz zaten. Gerçekten stressiz ve ideal e en yakın hayatı tek bir kesim yaşıyor ülkede.
Bir süre sonra insanlara açıklama yapma gereksinimini kaybediyor insan. “Anlatsam da anlamaz, veya anlatsam da bir şey değişmez “ diyip içimize atıyoruz bazı şeyleri. Bu iyi bir şey olmayabilir ama realite artık böyle.
Önyargılardan kurtulabilip bir insanı tanıyabilmek, empati yapabilmek çok kıymetli bir şey. Bu yapaylaşan dünyada İnsana “ insan” olduğunu hissettiren sıcak muhabbetlerdir. Günümüzde bir insanın kişiliğini tanımadan etmeden öyle bir kafamızda kurguluyoruz ki kendimizi istemeden iyi veya kötü davranmaya şartlamış oluyoruz. Dost edinmenin giderek zorlaştığı bir dünyada yaşamanın getirdiği zorluklardan birisi de bu işte.
Etrafımdaki insanlar hakkında daha az düşünmeye başlayıp düşünce hayatımı geliştirmeye zaman ayırınca hem stres seviyem azaldı hem de başkaları tarafından onay bulma ihtiyacım da kayboldu. Şu hayatı başka şahıslarla çarçur edip çok yazık ediyoruz kendimize. Biraz hayatta yaşadıklarımıza kafa yorsak toplum olarak yaşadığımız birçok sorun kaybolacaktır eminim. Ne yazık ki içinde yaşadığımız sistem bizi olabildiğince gereksiz uğraşlarla meşgul edip asıl önemli olan uğraşları yapmamızı engelliyor.