Bazen dönüp geçmişe bakıyorum ve insanlara olması gerektiğinden fazla değer verdiğimi görüyorum. Bu durumun temel sebebi de kendimi küçük görmem, olduğumdan daha değersiz hissetmemdi. Bunun sebebi de yaşadığım çevreden ötürüydü. Artık kendime hak ettiğim değeri veriyorum ve hayat kalitem yükselmeye başladı.
Hayatta duygusallar kaybeder, mantıklılar kazanır. Çok düşünüp harekete geçmeyen kaybeder, umarsızca harekete geçen kazanır. Hisleriniz artık önemli değil, ne kadar pragmatik olduğunuz önemli. Her yeni çağ, eski anlayışları yıkıp yeni başarı tanımlarını da kendisiyle beraber getirir.
Hayatta anlam bulma zorunluluğu insanı yiyip bitiriyor. Hayır, hayat anlamlı değil; anlamlı olmak zorunda da değil. Birtakım tesadüfi olasılıklar bir araya geliyor ve o olasılıkları yaşayıp gidiyoruz işte. Kendim de maalesef bu anlam arama uğraşında çok vakit kaybettim.