Kendi dilinden destanlar ve kıssalar derlemeye çalışan bir gencin Yaşlı Rind ile karşılaşması üzerine hem kendi gayesini hem de Rind'in hayalini gerçekleştirmesini konu alan bir kitap. Beni en çok etkileyen yanı yazarın muazzam betimlemeleri ve muntazam dili oldu. Okurken içimde yok olmaya yüz tutmuş tarifi zor hislere kapıldım. Olurda bir gün yolunuz Diyarbakır Camii, Ayasofya kütüphanesine düşerse durup oradaki kitaplara bakınmak gerek diye düşünüyorum. Rind'in gerek yaşama sevinci gerek ölümü öylesi güzel benimseyişi beni derinden etkiledi. Mütevazı, bilgin, konuşmaktan yana olmayan halleri, ömrüne yüklediği anlam ve daha bir çok şey durup yaşam biçimimi sorgulamama neden oldu. Böylesi bir dünyada Rind'lerden pek kalmamış gibi. Oysa böylesi bir dünyanın Rind'lere ihtiyacı var.
Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle ,
Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle.
Ölüm asude bahar ülkesidir bir Rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.
(Yahya Kemal)