Bu söylediğimin doğru olup olmadığından hiç emin değilim ama bana öyle geliyor ki sanki hepimiz, içimizde bir başkası için ayrılmış bir yerle doğuyoruz.
Bir parçası kayıp bir bulmaca gibi...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çok basit, çok yalın, çok sade ama çarpıcı bir gercek.
Kendimizi taklit edemiyoruz.
Kendi sesimizi taklit edemiyoruz.
Bence kendi sarılışımızı da taklit edemiyoruz.
Sesimiz gibi sarılışımız da çok derinden, içimizden geliyor ve taklit edemeyeceğimiz kadar bize ait.
Sesimizin, bütün duygularımızı, kelimelerimizle onları ne kadar saklamaya çalışırsak çalışalım, ele vermesi gibi sarılışımız da...
Yalnızlığın,hayati terk etmenin, ihtiraslardan uzaklaşmanın, sessizliğe karışmanın, karların altında ıssızlaşmanın, bir boslukta çevrelenip o boşlugun parcası olmanın sakin ama yakıcı bir şehveti var, insanın ruhuna işleyen.