Saîdü’l-Meşhur

Saîdü’l-Meşhur
@Kinas
Ümitvar olunuz; şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada, İslamın sadası olacaktır. Bediüzzaman Said Nursi
Risale-i Nur’da kozmoğrafya ilmine dair birçok tesbitler yapmıştır.
Kur’ân-ı Kerîm’i kendisine Üstad ittihaz eden Bediüzzaman (ra), kâinattaki sırları onda arayıp bulmaya çalışmış ve bulmuş Elhamdülillah. Kur’ân-ı Azimüşşan, gönüllerin fethine vesile olduğu gibi aklın da fethine, bilinmeyen sırların da fethine vesiledir. Bizler de kasır fehmimizle bu umman dolu fetihleri idrak etmeye çalışacağız inşaallah. ‘Gökler ve yer bitişik iken Biz onları birbirinden koparıp ayırdık.‘1 Bu âyet-i kerime, birçok hakikati bizlerin nazarına sunuyor. Üstad Bediüzzaman, birkaç vecihten şöyle bakıyor: ‘…Sema berrak, bulutsuz; zemin kuru ve hayatsız, tevellüde gayr-i kabil bir halde iken; semayı yağmurla, zemini hazrevatla fethedip, bir nevi izdivaç ve telkıh suretinde bütün zihayatları o sudan halk etmek öyle bir Kadir-i Zülcelâlin işidir ki; ruy-i zemin O’nun küçük bir bostanı ve semanın yüz örtüsü olan bulutlar O’nun bostanında bir süngerdir anlar, azamet-i kudretine secde eder.’2 Semanın (gökyüzü) ve zeminin (yeryüzü) Cenâb-ı Hak tarafından şekillendirilip su ve hazrevatla (yeşillik) ile hayat sahnesini ihzar edip mahlûkatını yarattığını ve onlara rızık nev’inden ihtiyaç duyacakları her nimeti bahşedip yeryüzüne yaydığını haber verir. ‘Bidayet-i hilkatte sema ve arz şekilsiz birer küme ve menfaatsiz birer yaş hamur, veledsiz, mahlûkatsız toplu birer madde iken, Fatır-ı Hakim, onları feth ve bast edip güzel bir şekil, menfaattar bir suret, zinetli ve kesretli mahlûkata menşe etmiştir anlar; vüs’at-i hikmetine karşı hayran olur. ‘ ‘Manzume-i Şemsiyeyi (Güneş Sistemi) teşkil eden küremiz, sair seyyareler, bidayette güneşle mümtezic olarak açılmış bir hamur şeklinde iken, Kadir-i Kayyum, o hamuru açıp, o seyyareyi birer birer yerlerine yerleştirerek, güneşi orada bırakıp zeminimizi buraya getirerek, zemine toprak sererek, sema canibinden yağmur
Reklam
Dört şeyi dört yere bırakın: # Uyumayı kabre # Rahatı sırat köprüsüne # Övünmeyi mizana # Arzu ve istekleri cennete. Hazreti Ebûbekir (r.a)
Allah; size dünyayı, Onunla ahireti arayasınız diye verdi, Ona meyledesiniz diye değil Hz. Osman (r.a)
ولقد مررت القبور فما💮ميزت بين العبد والمولى. "Kabirlerin yanından geçtim de kim efendi kim köle ayıramadım."
Onlarla iyi geçinin (Nisa süresi: 19)
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: Kadınlara karşı hayırhah olun. Çünkü onlar sizin yanınızda esirler gibidirler. Onlara iyi davranmaktan başka bir hakkınız yok, yeter ki onlar açık bir çirkinlik işlemesinler. Eğer işlerse yatakta yalnız bırakın ve şiddetli olmayacak şekilde dövün. Size itaat ederlerse haklarında aşırı gitmeye bahane aramayın. Bilesiniz, kadınlarınız üzerinde hakkınız var, kadınlarınızında sizin üzerinizde hakkı var. Onlar üzerindeki hakkınız, yatağınızı istemediklerinize çiğnetmemeleridir, istemediklerinizi evlerinize almamalıdır. Bilesiniz onların sizin üzerinizdeki hakları, onlara giyecek ve yiyeceklerinde iyi davranmanızdır. İmam Tirmizi, Tefsir, Tevbe, (3087) Açıklama : Hadîsteki “istîsa” vasiyet kabul etmek mânasına gelir. Yani Rasulullah şöyle demiş olmaktadır: “Ben kadınlar hakkında hayır tavsiye ediyorum, siz onlar hakkındaki bu tavsiyemi kabul edin.” Bazı alimler: “Kadınlar hakkında kendinizden hayır arayın” veya: “Biriniz diğerinizden kadınlar hakkında hayır talep etsin” şeklinde anlamanın da uygun olacağını söylemiştir. Hadisin devam kısmı şu mânada anlaşılmıştır: Siz kadınlar hakkında, bu hayırhahlık dışında başka bir davranışa yetkili değilsiniz, onlara kötü davranma hakkına sâhip değilsiniz, yeter ki çirkin bir iş yapmasınlar. Kadınlara kötü davranma hakkı, onların “çirkin iş” yapmalarıyla doğuyor. Çirkin bir iş yapmadıkları müddetçe erkek kötü davranma hakkına sahip değildir. Kötü davranırsa hakkı olmayan bir iş, yani zulüm yapmış olur. Bunun Allah katında mes'uliyeti vardır. Çirkin iş nedir? Ayette (Nisa 34) nüşûz diye geçen kelime hadiste fâhişe diye gelmiştir. Hatta bu hadîsi, mezkur âyetin tefsiri olarak bile görmemiz mümkündür. en-Nihâye'ye göre, fuhş, fevahiş, fâhişe Allah'a isyan ve günah nev'inden
Reklam