Renkli hayatların, renkli kapıları... Hayatın binbir türlü halini yansıtan, farklı hayatlara desen biçen rengârenk kapılar...
Evet, renkli kapılar, hayatın renkli bir bakıma farklı hayatların yansımasına bir açılışın ilk basamağı yani girişidir. Kimisi kırmızı renktedir, kimisi mavi. Kimisinin boyası akmış tamire ihtiyacı vardır; kimisinin boyası yepyeni ve çok güzeldir göz kamaştırır, nazarları kendine celb eder. Farklı desenleriyle insana bu kapının ardında saklı olan şeyin varlığı ile merakları tahrik ediyor, zihinleri o tarafa çekiyor. Ve “Acaba renkli kapıların ardında nasıl hayatlar gizlidir?” sorusunu ister istemez sorduruyor. Üzüntü, sevinç, aşk, sevgi, muhabbet, husûmet, dâvâ sevdâsı, isyan, şükür, acı, tatlı.
Evet, her kapı ardında var olan hayatı kısmen gizler. Bir örtü gibi onu görünmez yapar. Lâkin her kapı aslında ardında saklı olan hayatı yansıtır.
Renkli kapılardan girdiğimizde gördüğümüz manzara ruh dünyamızda farklı duyguların mesken bulmasına sebep olur.
Kiminin belki yiyecek kuru bir ekmeği bile yoktur, dudakları susuzluktan kupkuru olmuş, kuruluktan birbirine yapışmış belki de çatlamış. Kiminin, evinde her çeşit lezzet bulunur. Enfes ve lezzetli sofralar, göz alıcı konforlu hayatlar, sefâhet dolu güya ruhu rahatlatan malayani eğlenceler. Kiminin ise, ilim deryasına dalmış o kapının ardını nurânî bir mekâna açılan bir tünel misâline çevirip terâkkiyat basamağı yapmıştır. Evet, misalleri çoğaltmak mümkün, lâkin âlemleri pek dağıtmamak için bu kadarı ile iktifa ediyoruz. Kainât denilen şu âlemde birbiri içinde mütedâhil daireler misillü kapılar mevcuttur. Adetâ birinden geçince başka bir kapıya rast geliyormuş gibi ard arda sıralanmış ahenkli, renkli ve sırlarla dolu kapılar.
Her açılan kapı, bir sonraki kapının sonrasında ne olduğunu zihinlere