Eli var ama tutabileceği bir şey yok. Ayağı var ama koşabileceği bir yer yok. Gözü var ama görebileceği bir manzara yok. Kulağı var ama duyabileceği güzel sesler yok. Organlarının şehadetiyle diyebiliriz ki o çocuk o içerisinde bulunduğu anne rahminde kalmak için yaratılmamıştır. Aksine bütün organlarını ve duyularını kullanabileceği başka bir yer için daha güzel bir dünya için tasarlanmış ve yaratılmıştır.
Aynen bunun gibi insanın da beyni var ama çok azını kullanabiliyor. Gözü var ama ışığın belli bir dalga boyu aralığını görüyor. Kulağı var ama belli frekans aralığındaki sesleri duyuyor. Sevmek duygusu var ama tatmin olamıyor. Ebedi yaşamak isteği verilmiş ama ömrü kısa. O halde bunların kulanılacağı ve tatmin olacağı başka bir dünya olmalıdır.
Demek ki, beynin çoğunun kullanılamaması, onun tamamının kullanılacağı ebedi ve sonsuz hayat olan ahiretin varlığına bir delildir.
İnsan, bu kainatta Allah’ın ahsen-i takvim üzere yarattığı (Tin, 4), maddi ve manevi azalarla ve özelliklerle donattığı (İnfitar, 7), ihtiyaç duyduğu her şeyi kendisine ihsan ettiği (İbrahim, 34), yer yüzünde bir halife olarak tayin ettiği (Bakara, 30), mükerrem (İsra, 70) bir varlıktır.
İnsanın büyüklüğünü anlamak için sadece insan beynine bakmak yeterlidir. Şöyle ki, kainatta yaklaşık 2³°° adet atom bulunduğu hesaplanmıştır. İnsan beyninde ise, ortalama 10 milyar adet sinir hücresi mevcuttur. Her sinir hücresi birbirinden farklı iki cevaba muktedir olduğundan 10 milyar sinir hücresi, 2¹°•°°°•°°°•°°° kabiliyet taşımaktadır. 2³°° ile, 2¹°•°°°•°°°•°°° hesaplanırsa, bir insan beyninin kaç kainat demek olduğu açıkça görülecektir. (1)
Işık hayret verici bir hızla saniyede 300.000 km. hızla gitse de, insan düşünce ve hayal yoluyla şıktan daha hızlı bir şekilde güneşe ve yıldızlara ulaşmakta,