Saîdü’l-Meşhur

Saîdü’l-Meşhur
@Kinas
Ümitvar olunuz; şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada, İslamın sadası olacaktır. Bediüzzaman Said Nursi
Bir ayet bir hadis bir söz
Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir. (Ali İmran: 92) Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor. "Rasulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Müslüman olan bir kul, sahip olduğu her bir maldan Allah yolunda bir çiftini infak ederse, cennetin kapıcıları onu mutlaka karşılar ve her biri kendi beklediği kapıdan girmesi için davet eder." Sahabe: "Bu nasıl olur?" diye sorunca, şöyle cevap verdi: "Diyelim ki malı deve cinsindendir, iki deve; sığır cinsindendir, iki sığır infak eder."(Nesai) Aldığımız nefesi bile geri veriyorsak, hiçbir şey bizim değil. (Necip Fazıl Kısakürek)
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsan Beyni Neden %90 Oranında Kullanılamıyor
Eli var ama tutabileceği bir şey yok. Ayağı var ama koşabileceği bir yer yok. Gözü var ama görebileceği bir manzara yok. Kulağı var ama duyabileceği güzel sesler yok. Organlarının şehadetiyle diyebiliriz ki o çocuk o içerisinde bulunduğu anne rahminde kalmak için yaratılmamıştır. Aksine bütün organlarını ve duyularını kullanabileceği başka bir yer için daha güzel bir dünya için tasarlanmış ve yaratılmıştır. Aynen bunun gibi insanın da beyni var ama çok azını kullanabiliyor. Gözü var ama ışığın belli bir dalga boyu aralığını görüyor. Kulağı var ama belli frekans aralığındaki sesleri duyuyor. Sevmek duygusu var ama tatmin olamıyor. Ebedi yaşamak isteği verilmiş ama ömrü kısa. O halde bunların kulanılacağı ve tatmin olacağı başka bir dünya olmalıdır. Demek ki, beynin çoğunun kullanılamaması, onun tamamının kullanılacağı ebedi ve sonsuz hayat olan ahiretin varlığına bir delildir. İnsan, bu kainatta Allah’ın ahsen-i takvim üzere yarattığı (Tin, 4), maddi ve manevi azalarla ve özelliklerle donattığı (İnfitar, 7), ihtiyaç duyduğu her şeyi kendisine ihsan ettiği (İbrahim, 34), yer yüzünde bir halife olarak tayin ettiği (Bakara, 30), mükerrem (İsra, 70) bir varlıktır. İnsanın büyüklüğünü anlamak için sadece insan beynine bakmak yeterlidir. Şöyle ki, kainatta yaklaşık 2³°° adet atom bulunduğu hesaplanmıştır. İnsan beyninde ise, ortalama 10 milyar adet sinir hücresi mevcuttur. Her sinir hücresi birbirinden farklı iki cevaba muktedir olduğundan 10 milyar sinir hücresi, 2¹°•°°°•°°°•°°° kabiliyet taşımaktadır. 2³°° ile, 2¹°•°°°•°°°•°°° hesaplanırsa, bir insan beyninin kaç kainat demek olduğu açıkça görülecektir. (1) Işık hayret verici bir hızla saniyede 300.000 km. hızla gitse de, insan düşünce ve hayal yoluyla şıktan daha hızlı bir şekilde güneşe ve yıldızlara ulaşmakta,
TEK BİR GAYESİ VARDI...
Said Nursi hazretlerinin davasını ve gayesini merak edenler, kendisinin devlet kademelerine gönderdiği mektubunu okuyarak bizzat kendilerinden öğrenebilirler. Daha fazla bilgi edinmek isteyenler için ise Risale-i Nur ortadadır okuyabilirler. Zaten Said Nursi hazretlerini gerçek anlamda tanıyabilmenin yoluda Risale-i Nur okumakla mümkün olacağını ifade etmek isteriz. **** Başbakanlığa, Adliye Bakanlığına, Dahiliye Bakanlığına Hürriyet ilanını, Birinci Harb-i Umumiyi, mütareke zamanlarını, Milli Hükumetin ilk teşekkülünü ve Cumhuriyet zamanını birden derkeden bütün hükumet ricali, beni pek iyi tanırlar. Bununla beraber, müsaadenizle hayatıma bir sinema şeridi gibi sizinle beraber göz gezdirelim. Bitlis vilayetine tabi Nurs köyünde doğan ben; talebe hayatımda rastgelen alimlerle mücadele ederek, ilmi münakaşalarla karşıma çıkanları inayet-i İlahiye ile mağlub ede ede İstanbul'a kadar geldim. İstanbul'da bu afetli şöhret içinde mücadele ederek nihayet rakiblerimin ifsadatıyla merhum Sultan Abdülhamid'in emriyle tımarhaneye kadar sürüklendim. Hürriyet ilanıyla ve "31 Mart Vak'ası"ndaki hizmetlerimle "İttihad ve Terakki" hükumetinin nazar-ı dikkatini celbettim. Cami-ül Ezher gibi "Medreset-üz Zehra" namında bir İslam üniversitesinin Van'da açılması teklifi ile karşılaştım. Hatta temelini attım. Birinci harbin patlamasıyla talebelerimi başıma toplayarak gönüllü alay kumandanı olarak harbe iştirak ettim. Kafkas cephesinde, Bitlis'te esir düştüm. Esaretten kurtularak İstanbul'a geldim. "Dar-ül Hikmet-il İslamiye"ye a'za oldum. Mütareke zamanında, istila kuvvetlerine karşı bütün mevcudiyetimle İstanbul'da çalıştım. Milli hükumetin galibiyeti üzerine, yaptığım hizmetler Ankara hükumetince takdir edilerek Van'da üniversite açmak teklifi tekrarlandı. Buraya kadar geçen hayatım
Üstadımız hizmetine kabul ettiği ilk acemilik dönemimde bir gün kısa kollu atletle üstadın odasına girmiştim hava sıcaktı. Üstadım bana gayet yumuşak tatlı bir dille “Kardeşim! Üşüyeceksin dikkat et.” dedi. Ben odadan çıktıktan sonra hava sıcak nasıl üşürüm diye düşünürken, Üstadımın yanına bu tarzda girmenin adaba muhalif olduğunu anladım. Yine ilk dönemlerimde bir gün pencerenin dışına serinlemek için koymuş olduğumuz yemeği içeriye alırken pencereye uzandım. Yemeği alıyordum, Üstadımız “Kardeşim dikkat et düşeceksin.” dedi. Halbuki düşecek bir durum yoktu. Sonra odadan çıkınca anladım ki, sırtımı Resullullah’ın (a.s.m) bu asırda vekil-i umumisi olan bir şahsiyete dönmüşüm. Bilmeden olan bu durumda Üstadımız kırmadan nezih bir şekilde beni ikaz etmişti.. düşeceksin diye. Bu gibi hallerde Üstadımız böyle latif bir şekilde bizi uyarırdı. Üstadımız namazı vaktinde kılardı. Hele bir gün kış günü ikindi ezanı okunduğunda arabayı durdurdu. Seccadesini karlar üzerine serdi. Dershaneye az bir mesafe kalmıştı. Biz Üstada bir şey söyleyemezdik. Ona biz yol gösteremezdik, şöyle yapalım veya böyle yapalım diye bir şey diyemezdik. Haddimize mi düşmüş. Ancak Ceylan Abi 13 yaşından beri Üstadın yanında kaldığından “Ceylan sen söyle” dedik. Ceylan da parmağıyla işaret ederek “Üstadım dershane orada” ancak bu kadar diyebildi. Üstad da duymamazlıktan geldi ve namaza durdu. Bir gün arabayla giderken Üstadımız bir hanenin önünde durdu. “İkindi namazını kılmak için şu haneye müracaat et” dedi. Ben de gittim. Kapıyı çaldım. Evin efendisi çıktı. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri sizin evinizde ikindi namazını kılmak istiyor, müsait misiniz? dedim. O da kemal-i memnuniyetle buyur etti. Namazdan sonra Üstadla yan yana otururken evin efendisi mutfakta ikram için bir şeyler

Saîdü’l-Meşhur

, şu anda okuyor
%95 (152/160 syf.)
Halit Ertuğrul
9/10 · 442 okunma