İbn-i Cübeyr 1183 senesinde Endülüs'ten hac yolculuğuna çıkmış ve 1185 de dönene kadar kuzey Afrika'dan başlayarak o dönem Ortadoğu ve Müslüman Dünyasının en önemli şehirlerini birer birer ziyaret etmiştir ve bunları bu eserinde oldukça akıcı ve detaylı bir şekilde anlatmştır. Eserde, İskenderiye, Kahire, Mekke, Medine, Bağdat, Musul, Halep, Nusaybin, Harran, Şam, Akka, Messina, Palermo ve daha bir çok o dönem için önemli ve büyük sayılacak şehire dair detaylı coğrafik ve mimari bilgilere yer vermiş, özellikle de Müslüman şehirlerindeki önemli yapıları tek tek anlatmıştır.
Eserde şehirler mimari yapı bakımından oldukça detaylı anlatılırken, Cübeyr neredeyse bir sene kaldığı Mekke deki hac ve diğer Müslüman ritüellerine dair oldukça önemli bilgilere yer vermiştir.
Ayrıca önemin önemli liderlerine dair de duyumlarını ve izlenimlerini anlatımış, özellikle Selahattin Eyyubi'ye dair son derece olumlu, onu ve adaletini öven satırlar kaleme almıştır.
Eserde anlatılanlara bakılırsa, Selahattin Eyyubi Kudüs fethi arefesindedir ve hazırlıklar yapılmakta, her iki taraftan da çeşitli seferler düzenlenmektedir. Ancak Cübeyr aralarında sık sık savaşların, muhasaraların, alınıp kaybedilen kalelerin olmasına rağmen, Müslüman ve Hristiyan toplulukların arkalarındaki ticari ve ahbaplık ilişkilerine devam ettiklerini özellikle vurgulamıştır.
Benim beklentimi karşılamayan tek yönü, gezdiği şehirlerdeki demografik yapıya, yaşam, giyim kuşam, yeme içme alışkanlıları gibi konulara pek de değinmemiş olmasıdır.
Eser abartıya kaçmayan, çoğunlukla gözleme dayalı ve sade anlatım biçiminde ele alınmştır ve 12. Yüzyıl Müslüman Dünyasına dair en önemli birinci el kaynaklardandır. Ortaçağ tarihi severlere özellikle tavsiye ederim.