Kitab Ana ve Baba

OYUN OYNAYAN ÇOCUKLARI izliyorum senelerdir. Bıkmadan, usanmadan... Fırsat bulduğum her an... Oyunlar, oynayanlar, oyun alanları, oyunların kuralları, oyun tekerlemeleri, oyuncakların türü... Her şey değişti, farklılaştı. En değişmesi gereken şey ise değişmedi, o aynı kaldı. Yüzyıllardır oyunda hata yapanlara "Yandın!" diyoruz! Bir kere olsun durup sorduk mu acaba; “Bir dakika, hata yaptım diye niye yanmış olayım ki?"
Sayfa 128·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Diğer yandan günümüzde yetişkinler sosyal medya Panoptikon'unda "Herkes beni izlesin, herkes bize baksın," çabası içinde. El âleme yeni bir görev tanımı verilmiş durumda; "Bize bakın ve beğenin," görevi. Beğenilecek içeriğin doğal, ahlaki, insani, edepli olması gerekmeyebilir. Yeter ki dikkat çeksin.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Kafa yoranlar, "Kafayı bozacaksın, bu gidişle kafayı yiyeceksin, memleketi sen mi kurtaracaksın?” türünden alaylarla karşılaşabiliyor. Oysa buluşlar, kurtuluş savaşları, uluslararası ödüller tamamen kafa yorarak ulaşılan hedefler... Herkesin kafa yorması belki zor ama doğa için, bilim için, sanat için kafa yoranları engellemek neyin nesi? "Siz kafanızı yormayın, biz gereğini yapıyoruz,” diyenlere bir cevabınız var mı? Düşünen Adam heykelinin Japonya'da Kyoto Ulusal Müzesi'nde, Norveç'te Ulusal Galeri'de, İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde yer almasına rağmen Türkiye'de akıl hastanesinin bahçesinde olduğunu unutmadan cevap verin ama. İşte bize kafa yormamıza vesile olabilecek bir soru...
Sayfa 100·Kitabı okudu
Unutmayalım ki beyin hayal edilenle gerçek arasındaki fark çoğu zaman ayırt edemez. Hayal hakikate yaklaştıkça gerçekleşme olasılığı artar. Psikolojide kullanılan imgelem teknikleri bir day. ranışı gerçekten yaptığımızda veya hayal ettiğimizde beynin aynı bölgesinin aktif hâle geldiğini gösteriyor. Bu gerçek ortadayken biz beyin gücünü yüceltmeye, hayal gücünü teşvik etmeye ve çocukları cesaretlendirmeye devam edeceğiz elbette. Bırakın, "Boş hayal kurmayın!" demeyi; aslında çocuklara belki de hayal ödevleri vermemiz gerekecek kadar hayale ihtiyacımız var. Hayal kurmayı günlük beslenme ihtiyacı gibi yaşamsal görmemiz gerekiyor. Bizim elleriyle herhangi bir nesneyi kavramayı başarabilen bebeğin eline hemen oyuncağını, yazma becerisini yakalayan çocuğun eline kalemini, okuma becerisine sahip olanın eline kitabi tutuşturduğumuz gibi çocukların eline hayali tutuşturmamız lazım. Kabul etmek gerekirse bizler gözle göremediğimizin etkisine, faydasına, değerine inanmakta ne yazık ki zorlanıyoruz. Belki de bu yüzden kaçıyoruz, kaçınıyoruz hayalden. Belki de bu nedenle daha çok olumsuz yönlerinden bahsediyoruz hayalin. Hayal somut bir şey olsaydı eğer; çocuk odalarının, çalışma masalarının, sınıf ortamlarının, okul koridorlarının, oyun parklarının hayalle dolu olacağına şüphem yok. Hayal kurmayı bırakmayanlar, soyut olan hayali somut gibi görmeyi başarabilenler, zihinlerinde canlandırdıkları dünyaya fiziksel olarak katılabilenler. Yoksa siz çarşafı sırtına atıp kendisini bir süper kahraman olarak hayal eden çocuğun odalar arasında koştururken o anda gerçekten uçtuğuna inanmıyor musunuz? Ben inanıyorum ve hayal kuran büyük-küçük tüm insanlara inanılmaz saygı ve büyük bir ilgi duyuyorum.
Sayfa 78·Kitabı okudu
ya ne kadar hoş bir üslub, hoş bir söz. iyi ki @ziyaselcuk
Doğal olarak baktığımızda parmakların birbirlerine üstünlüğü yok. Ama biz farklılıklara kimi zaman saygı göstermiyoruz diye "baş'ta gelen başparmak diğerlerinin boyuna bile erişemediği hâlde elin fonksiyonlarının neredeyse yüzde 90'ını tek başına üstlenmeyi bırakmıyor. İşaret parmağı orta parmaktan azıcık daha kısa diye gerektiğinde ruhumuzu işaret edebilme, Akdeniz'i gösterebilme gücünü yitirmiyor. Orta parmak her heyecanda şıklatılan parmaklarda lider rolü üstlenmekten vazgeçmiyor. Yüzük parmağı her kavrayışa destek oluyor ve kalpleri birbirine bağlıyor. “Hani bana, hani bana!” diyeceğini varsaydığımız serçe parmak ise adalet, dürüstlük ve sözüne bağlılik ilkelerini yeni yeni büyüten iki çocuğu aynı sözde birleştiriyor, halayları ipek dokunuslarda tek yürek haline getiriyor.
Sayfa 59·Kitabı okudu