Unutmayalım ki beyin hayal edilenle gerçek arasındaki fark çoğu zaman ayırt edemez. Hayal hakikate yaklaştıkça gerçekleşme olasılığı artar. Psikolojide kullanılan imgelem teknikleri bir day. ranışı gerçekten yaptığımızda veya hayal ettiğimizde beynin aynı bölgesinin aktif hâle geldiğini gösteriyor. Bu gerçek ortadayken biz beyin gücünü yüceltmeye, hayal gücünü teşvik etmeye ve çocukları cesaretlendirmeye devam edeceğiz elbette.
Bırakın, "Boş hayal kurmayın!" demeyi; aslında çocuklara belki de hayal ödevleri vermemiz gerekecek kadar hayale ihtiyacımız var. Hayal kurmayı günlük beslenme ihtiyacı gibi yaşamsal görmemiz gerekiyor. Bizim elleriyle herhangi bir nesneyi kavramayı başarabilen bebeğin eline hemen oyuncağını, yazma becerisini yakalayan çocuğun eline kalemini, okuma becerisine sahip olanın eline kitabi tutuşturduğumuz gibi çocukların eline hayali tutuşturmamız lazım. Kabul etmek gerekirse bizler gözle göremediğimizin etkisine, faydasına, değerine inanmakta ne yazık ki zorlanıyoruz. Belki de bu yüzden kaçıyoruz, kaçınıyoruz hayalden. Belki de bu nedenle daha çok olumsuz yönlerinden bahsediyoruz hayalin. Hayal somut bir şey olsaydı eğer; çocuk odalarının, çalışma masalarının, sınıf ortamlarının, okul koridorlarının, oyun parklarının hayalle dolu olacağına şüphem yok. Hayal kurmayı bırakmayanlar, soyut olan hayali somut gibi görmeyi başarabilenler, zihinlerinde canlandırdıkları dünyaya fiziksel olarak katılabilenler. Yoksa siz çarşafı sırtına atıp kendisini bir süper kahraman olarak hayal eden çocuğun odalar arasında koştururken o anda gerçekten uçtuğuna inanmıyor musunuz? Ben inanıyorum ve hayal kuran büyük-küçük tüm insanlara inanılmaz saygı ve büyük bir ilgi duyuyorum.