Hepimiz çocuklarımızın iyi bir terbiye görmesine çalışırız. Onları kötü alışkanlıklardan uzak tutmaya, iyi ve güzel özellikler edinmeleri için yönlendirmeye gayret ederiz.
Bu işi okullar da yapar tabii ki ama okulun verdiği eğitimin iki farklı özelliği vardır. Öncelikle onlar bunu işleri olduğu için yaparlar; öğretmek ve öğretirken öğrenmek öğretmenin işidir. Aile ise bunu severek ve kendisini geliştirmek, muhabbeti sürdürmek için yapar. Ailenin verdiği eğitim aslında ailenin kendisine verdiği eğitimdir. Unutulmamalıdır ki aile, her koşulda çocuğun ilk ve daimî eğitmenidir. Okulun ikinci farkı ise aile terbiyesinden farklı bir müfredata sahip olmasıdır. Yani okul eğitimi, aile eğitiminin yerini tutmaz. Buna rağmen birçok aile, çocukları okula başladıktan sonra aile içi eğitimi ikinci plana atıp eğitim görevini okula devreder. Oysa ailenin eğitim görevi, üzerinden atamadığı ve atamayacağı en önemli görevidir. Bu görev mecburi yapılması gereken bir ödev değil, kalp atışı kadar doğal bir eylemdir. Aile, çocuğunu okula göndererek çocuğun eğitim almasını sağlar fakat sorumluluğun hâlâ kendinde olduğunu da bilir, bilmelidir. Bu yüzden çocuğun neler öğrendiğine, neye dönüştüğüne, okulda ne yaptığına bakar, özen gösterir. Ailenin okuldan farkı, ailedeki herkesin yaşam boyu öğrenci olması ve olgunlaşma serüveninde yer almasıdır. Ailenin verdiği eğitim “aile terbiyesi” olarak ayrı bir içeriğe sahiptir ve kimi zaman çevre tarafından da desteklenir.
Günümüzde "yetişkin" kelimesi çalışmadan, peşin peşin yüksek not almak gibi bir şey... Yetişkin fiziksel olarak büyüdü ancak yetkin oldu mu ki yetişkin sıfatını aldı? İyiyi, güzeli, doğruyu-yanlışı, haklıyı-haksızı ayırt etme ve başkalarını da göz önünde bulundurarak uygun olanı seçebilme yetisi olan birey gerçekten yetişkin sayılmalı. Eskiler “ihtiyar” kelimesini seçme yetisi olanlar için kullanırlar. Örneğin köy ihtiyar heyeti iyiyi-kötüyü ayırabilme ve adaleti sağlama becerisi olanları tanımlar. Yani danışmanlık yapabilecek, köydeki birlikteliği adaletli bir şekilde yönetebilecek yetkin kişileri... Bu açıdan bakıldığında ebeveynlerin fiziksel anlamda büyüklüklerini kasteden yetişkin olması başka, yetkin olması başkadır. Yani gerçekten yetişkin olmak yetkin olmaya bağlıdır. Yetkinlik beceri ister, marifet ister. İltifat gördükçe marifetleri sergilemeyi gerektirir. Hatta zamanla iltifat beklemeksizin marifete talip olmak yetkinliğin daha ileri bir aşaması olarak kendini gösterir. Böyle olduğunda işler kolaylaşır. Yetkin anne-babalar fiziksel büyümeye ilaveten sosyal ve duygusal olarak da gereken becerilere sahip oldukları için muntazam bir akış içinde ebeveynliği yaşarlar. Yetkin olmayanlar ise yetişkin görünümündedir fakat her daim sorularla ve sorunlarla iç içe bir yaşam sürer. Yani işler yolunda gitmemektedir.
"Bizler yetişkin insanlarız," demeden önce ebeveynliğimizde, insanlığımızda, hayatı karşılama ve sorunlara cevap verme şeklimizde bir yetkinleşme yolculuğunu kat edip etmediğimizi kendimize sormakta yarar var. Bu yüzden “yetişkin” kelimesinin içini yeniden doldurup, tanım çerçevesini yeniden kurarak özgün bir anlam kümesi oluşturmalıyız. Bazı yetişkinler “büyük” olabilirler ama yetkin, yetişmiş olmayabilirler. Bu durum sadece kendilerini etkilemez aynı
Hani şey vardır. Kadının babası gibi bir adam bulması durumu. Hani baba alkoliktir kadin yıllarca çekmiştir annesiyle beraber babasını. Ama sonra gidip kendi de aynı babasına benzer bir alkolikle evlenir.
Ya da bir adam vardır annesi obez. Yıllarca uğraşmışlardır yorulmuşlardır, ama o adam gider yine obezite ihtimali yüksek bir kadınla evlenir.
Yani kisaca aile içindeki zulümleri biz yeni kurduğumuz ilişkilere de birebir yansitiyoruz.
Bir de şu var ki;
Çevremizdeki insanların sorunlarını dinliyor, "ah vah " ediyor ,saatlerce çözmeye çalışıyor, sonrasinda da gecip giden gununuze bir baktığınızda ömrünüzun bu tür "kurtarıcı " rolünde geçtiğini görüyorsanız.
Işte bu kitap Kurban-Kurtarıcı-Zorba Üçgeninden sizi kurtarmak için yazılmış, ufku açan yöntemlerle ve bilgilerle dolu.
Kişisel gelişim kitabı olacaksa işte tam da böyle olmalı dedirten cinsten.