Kitab Ana ve Baba

Değiştirilmesi gereken başka bir ideoloji de, kendini sevmenin bencilce ve kötü bir şey olduğunu söyleyen düşüncedir. Çoğu kurban ailesinde başarılar neredeyse hiçbir zaman övgüyle karşılanmaz. Aile bireyleri kendilerine özen gösterirlerse veya kendilerini seviyormuş gibi görünürlerse kibirli ya da bencil oldukları için eleştirilirler. Aslında insanlar kendileri için ne kadar sevgi hissederlerse, başkalarına da o kadar çok sevgi verebilir, o kadar az bencil olurlar. Bencil olmak, bir şeyin eksikliğinden ya da kıtlığından kaynaklanır. Çok az sevgiye sahip olanlar, onu kaybetmekten korktukları için veremezler. İçinizde sevgi hissetmezseniz onu başkalade imkansızdır. Bütün sevgi, içinizde kendinizi severek başlar. Bu kendinize "takılıp kalmak" ya da ben-merkezci olmak anlamına gelmez; sadece kendi içinizde derin, sessiz ve kabullenici sevgiye sahip olmayı ifade eder.
Sayfa 109·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
aş Geriletme (Regresyon) Daha önce de söylediğim gibi, bilinçaltı zihin tıpkı bir bilgisayara benzer. Aynı zamanda bir video oynatıcı gibidir. Yaşadığınız her şeyi kaydeder ve sonra tekrar oynatır. Terapide ne üzerinde çalıştığınızı bilmek ve neyin değiştirilmesi gerektiğini anlamak istediğinizde, bu sizin için büyük önem taşır. Resmin bütününü görmek için yapbozun eksik parçalarını yerine koymaya benzer. Örnek olarak beraber çalıştığım Vicki adındaki danışanı alalım. Çocukluğunda çok feci şekilde cinsel tacize uğramıştı ve özsaygısı çok düşüktü. Aylarca bu sorun üzerinde çalıştık. Hayatı üzerindeki gücünü geri alması ve kurban örüntülerinden kurtulması için ona yardım etmeye çalıştım. Değişim gösteriyordu ama hala bir şeyler eksikti. Bir gün, Vicki'nin ilk deneyimine gitmesi için ona yaş geriletme yapmak istedim. Bilinçaltından bizi Vicki'nin düşük özsaygısının kaynağına geri götürmesini istedim. Vicki uzun bir süre duraksadı ve sonra kendini çok küçük hissettiğini söyledi. Sonradan anne karnına kadar geri gittiğini anladık. Orada sıcak ve güvende hissediyordu. Aniden ağlamaya başladı. Ne olduğunu sordum ve bağırdı: “Beni istemiyorlar. Annem benden kurtulmak istiyor. Bebek istemiyor!" O anda her şey yerine oturdu. Vicki'nin özsaygısının düşük olmasının sebebi daha doğmadan istenmiyor olmasıydı. En başından beri kendini kurban gibi hissederek ve reddedildiğini hissederek dünyaya gelmişti. Hayatına zorba ve kurtarıcıları çekmeye devam etmesine şaşırmamak gerekirdi. Bilinçaltı zihin, yaş geriletme tekniğiyle yap-bozun eksik parçasını bilinç seviyesine getirebilmişti. Çok güçlü bir deneyimdi ve Vicki'nin o deneyimi yeniden çerçevelemesine izin vermişti. Vicki sonunda içindeki çocuğa yeniden ebeveynlik yaptı; dünyaya gelirken hoş karşılanmasına yardım etti ve hep
Sayfa 106·Kitabı okudu
Hayatından tatmin olduğunu hissetmeyen insanlar, altta yatan boşluk hissine karşı kendilerini duyarsizlastirmak için uyuşturucuları, alkolü, sigarayı, yemeği, seksi veya televizyonu kullanırlar.
Sayfa 102·Kitabı okudu
Çocuklar taklit yoluyla öğrendikleri için kavga etmek, Toni'nin çocukken öğrendiği tek yakınlaşma yoluydu. "Kavga etmek nasıl bir yakınlaşma yolu olabilir?" diye merak edebilirsiniz. Biraz yakından baktığınızda iki insanın kavga ederken yoğun şekilde kendilerini birbirlerine verdiğini görürsünüz. Yoğun bir iletişim halindedirler ve o anda başka hiçbir şeyi dikkate almazlar. Temas olumsuz bile olsa yine de temastır. Bazı insanlar olumlu, sevgi duygularını ifade etmeyi hiçbir zaman öğrenmemişlerdir; o yüzden kavga onlara çok daha tanıdıktır. Aynı zamanda, Toni'nin örneğinde olduğu gibi, güvenmek incinmek anlamına gelir. Bu yüzden kavga, birinin karşısında zayıf olmak ve incinmek korkusu olmadan yakın bir temas kurma yoludur. Kavga etmenin yakınlığa ulaşmanın bir yolu olduğunu kesinlikle savunmuyorum. Sadece durumu tarif ediyorum. Ne yazık ki birçok insan için bu, hayat tarzı haline gelmiştir.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Tespit gibi tespit.
Sevgi ve İlişkiler Üniversitesi'nde, neye inanıyorsak gerçekliğimizi öyle yarattığımızı öğreniriz. Yani, inanç sistemimiz bize 'sevilmeyen' biri olduğumuzu söylüyorsa inanç sistemimiz haklı çıksın diye sevilmeyen bir insan oluruz. En azından “haklı” olduğumuzu görürüz. “Haklı çıkmak” sevilmekten daha önemli olduğunda, kendimizi kurban üçgeninin vahşi pençelerinin içinde buluruz. Dışarıya verdiğimiz sözlü ve sözlü olmayan mesajlarla insanlara bize nasıl davranacaklarını öğretiriz. Giydiğimiz sweatshirtteki mesaj gibidir: "Beni incit" ya da "Vur bana" veya "Ben sevilecek biri değilim". Bu şekilde, neye inanıyorsak o gerçekliği yaratırız. Ve işte bu yüzden, bizi sevecek birini hayatımıza çekmeden önce, kendimizin sevilecek biri olduğumuza inanmamız gerekir.
Sayfa 95·Kitabı okudu