Kitab Ana ve Baba

Bilimsel verilerin eğitimli insanlar tarafından yanlış yorumlanması bizi çok şaşırtıyor. Cumhuriyetçi Parti'den bir politikacı, partisinin üyelerine, “Eğer bilim hayatınızın bir parçasıyayni fikirde olamazsınız” diyerek, partisindeki gey aktivizmine karşı çıkan grupları eleştiriyordu. Homoseksüelliğin normalleştirilmesi gerektiğini savunan bu kadın, bütün görüşlerini “Bilim, homoseksüelliğin normal olduğunu kanıtladı” safsatasına dayandırıyordu. Bu politikacının inandıklarının aksine bilim, böyle bir şeyi hiçbir zaman kanıtlamadı ve kanıtlayamaz da. Çünkü “kim olduğumuz”, -insani manada neyin normal, sağlıklı, uyumlu, fonksiyonel ve özgerçekleştirimci olduğu- bilimsel değil, felsefik bir kavramdır. Evet, bilim çok kıymetli bir araçtır ama hayattaki önemli sorulara gelince bilimin hiçbir kıymeti yoktur: “Nereden geldik?”, “Dünya'da yanlış olan ne var?”, “Nasıl yaşamalıyız?” Bilim, insan ruhu karşısında kördür. Öyleyse bilim bize, temel kimliğimiz hakkında, kim olduğumuz hakkında bir şey söyleyemez. Gey aktivistler, “Bilim, homoseksüelliği yeniden inceledi ve onu tamamen normal ve sağlıklı buldu” iddiası ile epeyce kamuoyu desteği topladılar. Psikiyatrinin kesin delillere dayanan bir bilim olduğu yanılgısı gey aktivistlere, homoseksüellikle ilgili toplumun fikrini, ilahiyati ve hukuki emsalleri baş aşağı çevirme fırsatı sundu. Bilimsel veriler, dünyayı tarif eder ve bize dünyayı anlamada yol gösterecek olgulan sunar. Ama “kim olduğumuz”, yani temel kimliğimiz veya insani özümüz, felsefe ve din tarafından çözümlenmesi gereken konulardandır. Bilim, sadece tarif etme seviyesinde geçerlidir, bu yüzden ona “insan hizmetindeki bilim dalı” deriz. Felsefe ve ilahiyat ise maddiyatın da ötesine uzanarak bize daha geniş bakış açı sunar ve bu dünyada tam manasıyla insan olmanın
Sayfa 259·Kitabı okudu
Reklam
Homoseksüellik ve Putperestlik
Homoseksüelliğin putperestlik unsurları içerdiğini düşünüyorum. Ama homoseksüellik, putperestlik noktasında başlamıyor; daha çok bir nevi putperestlikle sonuçlanıyor. Birçok insanda homoseksüellik probleminin çocukluk yıllarında başladığını biliyoruz. Homoseksüel arzular, birçok işlevsel bozukluğun sonucu. Bu bozukluklar cinsel saldırı, taciz, akranlar tarafından reddedilme, aynı cinsten ebeveynle bağ kuramama veya terk edilmişlik olabilir. Yani bütün bunlar homoseksüelliğin özünde yer alıyor. Homoseksüellik; kişinin kendini yabancılaşmış, sevilmemiş ve yalnız hissetmesi ile başliyor. Bu ihtiyaçların karşılanması için diğer insanlar tapılmaya başlandığında, putperestlik ortaya çıkıyor.
Sayfa 222·Kitabı okudu
APA, şu homoseksuelligi hastalık tanımından çıkartan Dernek.
1994 yılında, APA’nın tanı el kitabında (DSM-IV) pedofili yeniden tanımlanmıştı. Buna göre pedofil, ancak davranışlarından dolayı üzüntü yaşıyorsa ve yaptıkları, iş yaşamını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkiliyorsa bir ruh hastalığına sahip sayılabiliyor. APA durumu bu şekilde tanımlayarak kasıtsız da olsa psikolojik olarak “normal” sayılabilecek bir pedofil tarifine kapı aralamış oldu. Tanı el kitabı yeniden gözden geçirilirken, muhtemelen kamuoyundan gelen rahatsız edici eleştiriler sonucunda, bu tanım yeniden gözden geçirilmiş ve orijinal pedofil tarifine dönülmüştür. Orijinal tarife göre, pedofilik arzularla hareket eden herkes, bir ruh hastası olarak tanımlanıyor.
Sayfa 198·Kitabı okudu
Aktivistler, gey hakları hareketini bir vatandaşlık hakları hareketi olarak tanımlıyorlar. Bu da gey hareketini asi gençler için çok çekici bir hâle getiriyor. Aktivistler, psikolojik bir durum olan homoseksüelliği ırk ve etnik köken gibi, doğuştan gelen ve ahlaki olarak nötr olan özelliklerle eşit tutuyorlar. Ama gerçekte, homoseksüellik, tipki herhangi bir davranışsal eğilim gibi, kesinlikle kişinin “kim olduğu” ile ilgili değildir. “Utangaçlığım beni tanımlar”, “Kibrim beni tanımlar”, “Alkoliklik benim kimliğimin bir parçasıdır” demek ne kadar saçmaysa homoseksüelliğin, kişinin “kim olduğunu” ortaya koymasında belirleyici olması fikri de o kadar saçmadır. Bir “grubu” psikolojik veya davranışsal özellikleri ile tanımlamıyoruz ki kimsenin bu davranış veya özellikleri hiçbir şekilde eleştiremeyeceği konusunda ısrarcı olalım. Gey hareketi tartışmayı davranışlardan “kimliğe” kaydırarak karşıtlarını, homoseksüellerin vatandaşlık haklarına saldırıyor konumuna düşürdü. Aktivistler bunu, dikkatle seçilmiş kelimelerle başardılar; homoseksüelliğe yönelmiş bireyleri, “cinsel azınlik”, “bir topluluk” ve “bir cemaat” gibi kavramlarla tanımladılar.
Sayfa 183·Kitabı okudu
1988 ve 1998 arasındaki 10 yıl içerisinde Amerika'da, yakinz zamanda baska bir kadınla ilişkiye girdiğini açıklayan kadınların orani 15 kat artmış. Erkeklerin orani ise 2 kat artmış. Televizyonda yayınlanan gey hayatıyla ilgili görüntülerin homoseksüellik deneyimlerinin artmasında etkili olduğu düşünülüyor. Makalenin yazarına göre, medyada gey insanlar hakkında olumlu imajlar çizilmesi, insanların aynı cinse olan cinsel ilgilerini fark etmelerini ve buna göre davranmalarını kolaylaştırıyor olabilir. Yazar ayrıca bu artışın biraz da, heteroseksüel insanların salt denemek için bu tür aktivitelere bulaşmasından kaynaklanabileceğini ekliyor. Gey Kimliği Moda Oluyor Ben de klinik çalışmalarımda genç çocukların, daha yüksek oranlarda cinsel yönelimlerini sorguladıklarını fark ettim. 13, 14, 15 yaşındaki çocuklar giderek artan bir oranda, anne babalarına gey olduklarını açıklıyorlar. Önceleri 20'li yaşların ortalarında veya daha sonra ortaya çıkan cinsiyet kimlikle ilgili dönüşüm, artık 10'lu yaşların başında veya ortalarında ortaya çıkıyor. Artık daha . çok genç insan, anne babasına ve arkadaşlarına gey olduğunu söylüyor. Bunun şüphesiz ki bir sebebi de, “bir karşı kültür” hareketi olarak insanların gözünün içine sokulan gey kimliğinin moda haline gelmesi.
Sayfa 181·Kitabı okudu
Reklam