Sevmek dediğin neydi senin, bir adamın insafına kalmak, bütün öbür kadınların durumuna düşmek demek değil mi? Yani kölelik, saçını elin adamına süpürge etmek, pencere arkalarında iş işleyip koca beklemek. Yo hayır, onun yapacağı şey değildi bu.
Allah için yapılacak ibadetler başta olmak üzere, her türlü talebin hayata geçirilebilmesi için, önce beynimizin inanması, sonra sevmemiz ondan sonra da sürekli bir uygulamaya geçmemiz gerekir ki, alışkanlık oluşsun. Oluşmasını istediğimiz durumlar için gösterdiğimiz her davranışımızda mutlaka kendimize şu soruyu sormalıyız; “Bu tavrım ve konuşmalarım amacıma uygun mu? İstediğim şeye yaklaştırıyor mu uzaklaştırıyor mu? İşe yaramıyor hatta tam tersi sonuca götürüyorsa, o zaman muhatabımızın ne yaptığından önce, bizim neye sevk ettiğimiz sorgulanmalı.)
On yedisini sürerken Catherine öyle bir boyanıyor, öyle bir boyanıyordu ki, düşman başına! Çünkü boyanmak, özgürlüğünü ilan etmek demeye geliyordu onca, bir de erkekleri ne kadar hor gördüğünü belli edip onları kışkırtmak, böyle böyle yarının kadınlarını eski çağların ünlü kadınlarıyla, onların anılarıyla buluşturan ve birleştiren duygulu bir havaya girmiş oluyordu.