Fahreddin er-Râzi'nin sehre geldiğini duyan yaşlı hanıma onun "Allah'ın varlğına bir delil getiren âlim" olduğunu söylemişler. Yaşh hanım bas tonunu kapip "Bunca kuşkuyu nereden bulmuş ki delil ara- mış" diyerek Râzf'yi dövmeye gitmiş. Gerçek bir mümir çin delil, varlığı ispat için değil, bilgiyi pekiştirmek, daha çok bilinenin farklı yönlerini görmek üizere talep edilir
Ādem'in cennette başlayan hikâyesi bunun en nefis anlatımıdır. "Ağaca yaklaşma" (Bakara, 35) emri insanın doğasını ortaya çıkartmak, öteki varlıklardan farkını ve her seyden önemlisi halife olusunun anlamını tespit etmel üzere ortaya çıkan bir sınanmayd1,.26 Her seyin yerli yerind olduğu bir yerde sadece "yaklasma" sözü Âdem'i kışkırt maya yetmiş, yasağı ihlal ederek insan olmanın gereğin yerine getirmiști. Însan olmak dışarıdan gelebilecek her hangi bir yasağa veya buyruğa başkaldırmak, başka bir oto rite karşısında tereddütlü hareket etmek, hesap kitap yapa rak iliskiyi belirlemek, kendi varlığını ve arzularını koruma güdüsüyle harekete geçmek demektir. Galiba insanin ken lisiyle ve dıșındaki otoriteyle ilişkisini "Ağaca yaklaşma yasağı kadar iyi anlatan başka bir hikâye yoktur; ötek bütün hikâyeler bu ilk hikâyenin bir yorumu olabilir
Buna mukabil dindar insan için esas sorun iyiliklerin ardından ortaya çkar, çünkü hayrın yol açabileceğ kendini beğenme duygusu niyeti bozabilecek en öneml iştir. Bu nedenle niyetle sadece bașta sorumlu değiliz; işin sonucunda da niyetin kalıp kalmadığına bakmak gerekir iyi eylemlerin akabinde insanın yapması gereken iş, amelin etkisinden ve insana kazandırdığı üstünlük fikrinden niyetini korumak olmalıdır.