Aşk,kişiliği farkta arar,bu ise salt mantıksal boyutta,hele gerçek dünyada kesinlikle imkansızdır.Aşka,sahip olmak,dışında kalması gerekeni kendine ait kılmak ister,sevilen varlık kendisinin bir parçası haline gelsin,ama o olmasın diye.Sevmek,kendini vermektir.İnsan ne kadar çok verirse,aşk da o kadar büyük olur.Ama kendini tamamen vermek ötekinin bilincini de ortaya sermek olur.Dolayısıyla aşkların en büyüğü ölüm,unutuş ya da vazgeçiştir-aşkın saçmalığında barınan bütün aşklar.
Her birimiz iki kişiyiz; iki insan karşılaşıp,yakınlaşıp,birbirine bağlandığında dördünün yıldızının barıştığı enderdir.Hareket edenin içindeki hayalci adam,zaten hareketliyle sık sık bozuşurken,Öteki'nde var olan hareketliyle ve hayalciyle nasıl dalaşmasın?
Hepimiz başlı başına bir gücüz,çünki canız.Kendimize doğru yola çıkar,başkalarında doğru mola veririz.Kendimize,ilgiye değer bulacak kadar saygımız varsa,başkalarıyla her türden yakınlaşma bir çatışma demektir.Öteki,arayanın önünde engeldir daima.Bir tek aramayan mutludur;çünki sadece aramayan bulur,çünki zaten sahiptir bulduğuna ve her neye olursa olsun sahip olmak,mutluluk demektir.
Hepimiz farklıyız;işte size yapımızla ilgili bir aksiyom.Sadece uzaktan bakıldığında,yani kendimiz olmadığımız boyutun içindeykdn benzeriz birbirimize.Dolayısıyla hayat,belirsiz kalan insanlar içindir: Yalnızca belirli hale gelmeye kalkışmayanlar ve belirli de belirsiz de olmayıp,basbayağı hiç kimse olanlar anlaşabilir.
Bilimsel düşünen kafalar için,bir şeyin içinde gerçekte var olandan fazlasını görmek,o şey iyi görememek demektir.Maddi eklentiler,tinsel yönden küçültür varlığı.