Gulshan21

“Her okuma bir direnme eylemidir. Neye karşı direnme? Bütün sıradanlıklara: “Toplumsal olanlar.” “Mesleki olanlar.” “Psikolojik olanlar.” “Duygusal olanlar.” “İklimsel olanlar.” “Ailevi olanlar.” “Eve dair olanlar.” “Güruhlara dair olanlar.” “Patolojik olanlar.” “Parasal olanlar.” “İdeolojik olanlar.” “Kültürel olanlar.” “Şişkin benliğimize dair olanlar.” İyi sürdürülen bir okuma kişiyi, kendisi dahil her şeyden kurtarır.”
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Tekrar okumak aynı şeyleri söylemek değildir, sürekli taze kalan bir aşkın sürekli olarak yeni kanıtlarla donatılmasıdır. Dolayısıyla tekrar okuruz. Günü arkasında bırakmış. Biz buradayız, nihayet beraber, nihayet başka yerde”
“Okumak, tabii ki, okumak başkadır, okumak bir eylemdir!” “Çok haklısınız, okumak bir eylemdir, ‘okuma eylemi’, çok doğru söylediniz…” “Televizyona gelince, hatta iyi düşünürsek sinemada bile… Bir filmde her şey verilmiştir, insan hiçbir şey kazanmaz, hazırlanıp sunulmuştur film; görüntü, ses, dekor, yönetmenin niyetini anlayamamamız halinde ortama göre müzik…” “Korkman gerektiğini gösteren kapı gıcırtısı.” “Kitap okurken bütün bunları hayal etmek lazım… Okumak sürekli bir yaratma eylemidir.”
Hayali şeylerin sonsuz çeşitliliğine açtık onu, ayağını yerden kesmenin sevincini tattırdık, aynı anda her yerde bulunabilme yetisiyle donattık, zaman tanrısı Kronos’tan kurtarıp, okurun masal ülkesinin beklenmedik biçimde kalabalık olan yalnızlığına daldırdık… Ona okuduğumuz masallarda kardeşler, anneler, babalar, benzemek istediği idealler, koruyucu melek filoları, onun acılarını yüklenen, fakat canavarlarla vuruşurken onun kalbinin kaygı dolu atışlarına sığınan koruyucu arkadaş toplulukları kaynıyordu. O da onların kurtarıcı meleği olmuştu: bir okur. O olmadan, onların yaşayabilecekleri bir dünya yoktu. Öykülerdeki kahramanların yokluğunda ise, kendi içinde hapsolacaktı. Dünyaya bir anlam vermek için bizi ondan soyutlayan okumanın çelişkili erdemini böylece keşfetti. Bu yolculuklardan dili tutulmuş dönerdi. Sabah olduğunda başka şeylerden konuşurduk. Doğrusu, oralarda ne kazandığını öğrenmeye çalışmazdık. O, masumane, bu sırla meşguldü. Aynen denildiği gibi, kendi âlemiydi bu. Pamuk Prenses’le veya yedi cücelerden herhangi biriyle kurduğu özel ilişki dostluk seviyesindeydi, gizlilik isterdi. Okumadan sonraki bu sessizlik ne büyük bir hazdır okur için!
“Pek az şeyle mukayese edilebilecek olan o yakınlığı bir hatırlayın". Korkutmaktan ne kadar da hoşlanırdık, kucağımıza koşmasının verdiği katıksız mutluluk için! Ve ne kadar da istekliydi korkutulmaya! Daha o zamandan uyanıktı, fakat yine de ödü patlardı. Hasılı, gerçek bir okurdu. Böyle bir çift oluşturmuştuk o sıralar: Okur olarak o, ne kadar da muzipti! Kitap olarak biz, ne de güzel bir suç ortağıydık!”