Koşu
Tutsaklığını dar sokaklarında büyürken
Sevmek niye, yetmeden öncelere?
Seni düşünmek bir yağmur ansızın
Akşamüstleri yorgun caddelere
İçimde yeniden bir umut
Yeniden bir kahır sevgilere
Söylenmemiş şiirler dudaklarımdan
Savruluyor susuk gecelere
Üstelik hep mutlu olmak gülünç
Sığmak güç evlere kahvelere
Ellerinden bir tutsam, biliyorum
Koşum ötelere ötelere
Yeniden,hüzünle
İşte yine can sıkıntısı
bana bir şiir yazdıracak
Tırnaklarım uzamış,
İçimde yaralı bir aşk
İçimde yaralı bir aşk
Ve birkaç piyes ölüsü
birkaç gözyaşı kırıntısı
intihar gelgiti birkaç
Bir kadını yitirmek, böyle bir şey işte. Ve bir zaman geliyor, bir kadını yitirmek, tüm kadınları yitirmek anlamına geliyor. Bizler böyle kadınsız erkeklere dönüşüyoruz.
Sen açık renkli Acem halısısın, yalnızlık ise çıkmayan Bordeaux şarabının lekesi. Yalnızlığın Fransa’dan taşınmış, yaranın acısı Ortadoğu’dan gelmiştir. Kadınsız erkekler için, dünya çok geniş, keskin ve ağır bir karışımdır, tıpkı ayın arka yüzü gibi.