Yine de, felsefeye, toplumsal gelişmeye rağmen bazı yerlerde münzevilik
düşüncesinin XIX. yüzyılın ortasında hala sürüp gitmesi, çilecilik dalgasının yeniden yükselmesi günümüzde uygar dünyayı şaşırtıyor. Bu köhnemiş kurumların varlıklarını sürdürme konusundaki inadı, bozulmuş bir parfümün saça sürülmesi konusundaki ısrarına, yenilmek isteyen bozuk balığın kibrine, yetişkin bir insana çocuk elbisesi giydirmenin sıkıntısına ve canlıları yeniden kucaklamaya gelecek cesetlerin şefkatine benziyor.
Burasi bazı fikirleri aşırıya kaçarak irdelemenin yeri değil; yine de tedbirliliğimizi, sınırlarımızı ve hatta öfkemizi bir kenara bıraksak da, bir insanın içinde sonsuzluğa her rastlayışımızda buna az cok saygı duyduğumuzu hissettiğimizi
söylememiz gerek. Sinagogun, caminin,
pagodanın, kizilderili çadırının
hem tiksindiğimiz igrenç bir yan, hem hayranlık duyduğumuz ulvi bir yanı vardır.
Tanrının insanın duvarındaki yansıması zihin için nasıl da muhteşem bir görüntü, ne sonsuz bir düştür!