.ı.lılı ᎷᏒᎻ.

.ı.lılı ᎷᏒᎻ.
@KitabiAlem
²⁶ɢ☆☆☆☆☆ʏ¹⁹⁰⁵ | ²⁰¹⁸₁₀₀₀ₖᵢₜₐₚ⁺¹⁵⁰ •️#304994159#305761115#305761415
İltifat etmenin incelikli yolları
🤔Samimi iltifatlar, hem edenin hem de edilenin hayatını güzelleştirme potansiyeli taşırken neden genellikle bunu yapmaktan çekiniriz? Nelere dikkat edersek iltifatımızın yanlış anlaşılacağı ya da karşılık bulmayacağı endişesini giderebiliriz? İltifatlar, samimi olduklarında, en güzel geri bildirim verme yollarından biridir. Peki neden çoğu zaman birine övgü dolu sözler söylemekten imtina ederiz? Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde İngilizce ve teknik iletişim alanlarında ders veren Lisa Pavia-Higel, Psyche internet sitesinde yayımlanan yazısında, bu konuyu ele alıyor ve iltifat etmenin incelikli yollarını sıralıyor. Yazıdan öne çıkan bazı bölümlerini aktarıyoruz: “(…) Yaklaşık beş yıl önce tanımadığım insanlara halka açık yerlerde iltifat etme alışkanlığı edindiğimde, çoğumuz gibi, yorumlarımın samimiyetsiz veya müdahaleci görünebileceğinden endişelenmiştim. Belki siz de iltifat etme konusunda bazı çekincelere sahipsiniz; bir yabancıya, iş arkadaşınıza veya hatta bir arkadaşınıza beklenmedik bir şekilde övgüde bulunmanın garip hissettireceğinden veya sözlerinizin istediğiniz gibi algılanmayacağından endişeleniyorsunuz. Ben, bu endişelerin beni durdurmasına izin vermedim; siz de vermeyin. Daha çok iltifat etmek hayatımı aydınlattı. Bence bu, birçoğumuzun yaşadığı sosyal kopukluk, yalnızlık ve gerginliğe çözümün küçük bir parçası da olabilir. Siyasi iklimin belirsizliğinden ötürü iyi tanımadığımız insanlarla iletişimimizi sınırlamak en güvenli yol gibi görünse de arkadaşlara, aile üyelerine, tanıdıklara, hatta yabancılara ulaşmak, çok ihtiyaç duyulan nezaket, mutluluk ve aidiyet anlarını hayatımıza getirebilir. __Neden mi? Samimi iltifatlar hem alıcıyı hem de vericiyi iyi hissettirir de ondan. Psikologlar, iltifat eden kişi önceden
Makale|Yazı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Fikri ve Ahlaki Devrime Neden İhtiyacımız Var?
🧠“İnsanlar nizamı yıkmak istiyor” nidaları ile sokakları inleten Arap protestoları gösterdi ki, adalet arayışının her geçen gün arttığı, yolsuzlukların had safhaya ulaştığı, doğruluk, dürüstlük gibi değerlerin artık sadece retorikte kaldığı ortamlarda ahlaki ve fikri devrimlere duyulan istek eskilerden daha fazladır. Bu yazı daha önce ahlak ve fikir üzerine yapılmış çalışmaların üzerine yeni şeyler eklemiyor, böyle bir iddiası da yok. Fakat halihazırda var olan sorunların ve özellikle can yakıcı Arap Baharı tecrübelerinin, fikir ve ahlak harmonisi ile aşılacağı vurgusunu tekrarladığı ve bu alanda bir farkındalık oluşturmak istediği kesin. Muhtevayı ise Cezayirli mütefekkir Malek Bennabi’nin, “medeniyetleri zengin yapan onların sahip olduğu nesnelerin niceliklerinin toplamı değil; ancak düşünce ve fikirlerinin sayısıdır” mucibince oluşturuyor ve Mağripli feylesof Taha Abdurrahman’ın ahlak projesi ile de bunu destekliyor. Tunus’un 11’inci Cumhurbaşkanı Moncef Marzouki tarafından kaleme alınan iki yazıdan esinlenerek derlenen bu düşünce yazısı, konuyu iç içe geçmiş iki perspektiften (fikir ve ahlak) ele alarak, Arap Baharı düzleminde uzun soluklu ve ciddi efor isteyen bir yol haritası ortaya çıkarmayı amaçlıyor. Bu hususta edilmiş bütün kelamların, uzun ve hararetli tartışmaların ardından bütün toplumlara ciddi merhaleler ile geldiği unutulmamalı ki artık kışa döndüğü söylenen; fakat görece nihayetlenmemiş Arap hareketlenmeleri bunun en güzel örneklerinden birini teşkil etmektedir. Ahlaka Dair __Moncef Marzouki “Muhtaç olduğumuz ahlaki devrim” adlı yazısında hasta, hemşire ve doktor örneğinden bahsederek sırasıyla disiplin, merhamet ve mesleki etik yoksa bütün düzenin çatlayacağına değinir. Yine bu minvalde, Malek Bennabi de bireylerin toplumu
Makale|Yazı
Tek Kişilik Hanelerin Türkiyesi
🏡Toplumsal aklın asıl başarısı, boş sandalyenin etrafındaki duvarları kalınlaştırıp yalnızlığı yönetilebilir kılmak değildir; insana, o sandalyenin yanına bir sandalye daha çekebilecek güvenceyi, cesareti ve şefkati sunabilmektir. Artık yadırgamıyoruz; zihinsel eşik tam da bu kanıksama anında aşılıyor. Bir kahvecinin köşe masasında, kulaklığıyla dış dünyayı paranteze almış, ekranının loş ışığına eğilmiş genç bir siluete baktığımızda ne hüzünlü bir kimsesizlik görüyoruz ne de sıra dışı bir durum; o sadece orada, kendi özerk adacığında varlığını sürdürüyor. Tek kişilik akşam yemeği paketleri, tatil programları ya da tek sandalyeli masalar artık birer toplumsal acıma nesnesi değil. Sosyal medyanın o yüksek kontrastlı pencerelerinde solo hayat estetiği, pürüzsüz bir özgürlük anlatısı olarak sergileniyor: Tasarım harikası nesnelerle donatılmış kırk metrekare, kimseye hesap verilmeyen pazar sabahları, o korunaklı sessizlik… Bu söylemin yeni nesil üzerinde yadsınamaz bir çekim gücü var. Fakat dışarının gürültüsü kesilip kapı kapandığında, o mutlak özerklik alanı aniden duvarları üzerimize doğru gelen, insan sesinin yankılanıp yine kendine döndüğü bir yalıtılmışlığa tahvil olabiliyor. __Bu korunaklı alanların kapısını aralayıp güncel verilere baktığımızda, karşımıza konforlu bir bireyleşme lüksü değil, yapısal bir sıkışma ve mecburiyet alanı çıkıyor. Türkiye’de tek kişilik hanelerin 2025 itibarıyla %20,5’i bulup 5,5 milyonluk devasa bir kütleye ulaşması, doğurganlık hızının 1,51’in altına düşmesi ve kitlesel boşanma dalgaları, tekil birer demografik sapma değil. TÜİK’in aile, kadın ve gençlik verilerini bir arada okuduğumuzda, bu yalnızlaşma eğiliminin arkasındaki fay hatları berraklaşıyor. Kadın, eğitim ve istihdam yoluyla güçlendikçe geleneksel asimetrik yükleri
Makale|Yazı
Hikaye Uzun Evlat...
9/10
·1552 syf.··
2026 11. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 03:42
Klasiklerden önemli bir kitabı daha bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Bu kitap izlediğim bir diziye cok benziyor. Daha doğrusu dizi kitaptan esinlenerek yapılmış. Zaten kitap şahaneydi. Dizide buradan yola çıkarak harikaydı. Dizinin oyuncularını söyleyince anlayacaksınız. Tuncel Kurtiz ve Kenan İmirzalıoğlu- Ezel... Kahramanın normal başlayan hayati ilginç bir biçimde sarpa sardi gencecik bir delikanli hayatta başarılı olmuşken sevdiği guzel kizla evlilik ve nişanlilik konuşurken ona hayran olan kuzeninin saçma sapan düşuncesi ile roman başladı. 14 yıl hücre hayati yaşayan karekterin o zindanda yaşadıkları akil almaz !.. Ve sonrasında zengin oluşu ve intikam sahnesine çıkışı uzun bir hikaye ama şahane sürüklüyor hizla bitan bir kitap değil kalin oldugu icin ama sürükleme olayi sahane. İsimler çok fazla olduğu için bazen karışıyor ama caresi var tabi :) Hayat çok kısa ama o kısalikta inanilmaz gelişmeler olabiliyor. Güzellikler-Kötülükler hayatın bir parcasi aslında. Ne yapıldıysa onu yaşayacağız hepsi gelip geçecek ama bizde izler ve tecrübeler bırakıp. Aslında bunlar sayesinde kitaplar,romanlar,öyküler var değil mi? Yazarimiza gelince bir kitabini daha okumuştum. Şahne bir anlayışı ve betimlemeleri var. Olayı yaşatıyor duygularıyla birlikte böyle oluncada dünya klasiği olayını hemen cözmüş oluyoruz. Okuyun ve yaşayın kitabi derim. Ama kimse romanın baş karekteri olmak istemez enazindan 1. Cildinde , sonrasında olabilir. Hayatin süprizlerine her zaman açık olun ve kaybetmiş yada kazanmiş hissetmeyin belki her şey bir roldür yaşanır ve biter...
1000Kitap
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,1bin okunma
Kitaba veda... Son cümle
"Dostum," dedi Valentine, "Kont bize insani bilgeliğin şu iki sözcükle özetlendiğini söylemedi mi? Beklemek ve umut etmek!"
Sayfa 1552·Kitabı okudu
1000Kitap