🎬Cep Herkülü ağlattın bizi hayatınla,azminle,yüreğinle ...Yönetmenliğini Özer Feyzioğlu,Senaryosunu Barış Pirhasan yapmis filmin. Yapim yılı 2019.Naim Süleymanoğlu'nun hayat hikayesini ele aliyor.Halterin Kralı.Bulgar topraklarinda bir Türk ama sonralari siyasi olaylardan dolayi malesef Bulgaristan Türk ve azinlik diger grupları asimile etmek için kominist yönetim, dini örflerini alfabesini dilini elinden aliyor.Naim'e de baskilar yapiliyor ailesine ve orada yaşayan Türklere. Bu Naim'e ayri bir güç veriyor ve zaten Allah vergisi bir gücü şahane kullanarak keşfediliyor rekorlarla altin madanyalari tek tek topluyor 10 yasinda basliyor. 15 yasinda rekor ve ve dunya sampiyonluklari geliyor. Ya şaka gibi kendi kilosunun 3 katindan 10 kilo fazlasini kaldiryor. Inanilmaz bir şey.Ve nihayet Türkiye'ye kaciyor operasyonla basariyorlar başbakanın Turgut Özal'ın gayretleride var tabi. Nihayet ailesinide yanina aliyor. Bulgaristandaki Türklerde nefes aliyor özgürlügüne kavuşuyor. Dünyaya sesini duyurdugu zaman tabi Dünya rekoruyla bir cocuk azmiyle basarisyla ne guzelliklere tohum atiyor.Mutlaka izleyiniz.
1
29 Mayıs 2026
Cuma
🎥t.me/ordanburdantv/455
📚Zevk için kitap okuyan çocukların sayısı her geçen yıl azalıyor; bu durumun toplumsal ve ekonomik etkileri de giderek büyüyor. Peki, çocukların kitap okuma alışkanlıklarını güçlendirmek için neler yapabiliriz?Son yıllarda çocukların kitaplarla kurduğu bağ giderek zayıflıyor. Nedenleri arasında bireysel tercihlerin başka araçlara yöneldiği sanılsa da, hakikat pek de öyle değil. Zayıflayan bağ, daha derin bir dönüşümün işaretlerini taşıyor.Kitap okuma, bilgi edinme eylemlerinden sadece biri; aynı zamanda dikkat, empati ve zihinsel dayanıklılık geliştirme becerilerinin merkezinde de yer alıyor. Dolayısıyla çocukların kitap okumaktan uzaklaşması, onların bugününü değil, gelecekteki vatandaşlık rollerini, toplumsal katılım biçimlerini ve hatta ekonomik kapasitelerini de doğrudan etkiliyor.Bu kırılmayı dijitalleşmeyle açıklamak kolaycılığa kaçma olur. Ebeveynlerin örnek olma rolündeki zayıflama, sınav odaklı eğitim sisteminin yarattığı baskılar, toplumsal cinsiyet kalıplarının okuma alışkanlıklarını şekillendirmesi ve kültürel olarak kitap okumanın sıradan bir uğraş olmaktan çıkması gibi birçok dinamik bu değişimin bir parçası. Üstelik bu eğilim sosyoekonomik açıdan dezavantajlı kesimlerle sınırlı değil; okuryazarlık seviyesindeki genel düşüş, neredeyse tüm ülkelerde ve toplumların tüm kesimlerinde yaşanan bir gerçeklik.
__Çalışma hayatı ve iş dünyası konuları üstüne uzmanlaşan gazeteci Emma Jacobs, Financial Times internet sitesinde yayımlanan yazısında, çocukların kitap okumaktan aldığı zevkin neden azaldığını; teknolojinin, toplumsal algıların ve cinsiyet rollerinin bu eğilimi nasıl etkilediğini; yayıncılık sektörünün bu krize nasıl yanıt verdiğini ve kütüphanelerden ebeveynlerin tutumlarına kadar uzanan çözüm önerilerini de ele
•🖱t.me/ordanburdantv ¹🎙,✒️,⚖️,🗝,🗞,📽
............
•📺youtube.com/@ordanburdantiv..............
¹ Okuduğum makale ve köşe yazıları,karikatürler,aramızdan ayrılanlar, film kulubüm ki direk izleceyebileceğiniz şekilde yüklenmiş ücretsiz, taraftarı olduğum takımımın maç özetleri ve milli takımımız, okuduğum kitapların incelemeleri ve çeşitli paylaşımlarimlarım ile dolu bir kanal kendimce, umarım inceler beğenirsiniz. İstatistik tutmayı seviyorum aslında arşiv demek daha doğru bir tabir olacak.
👨👩👦👦İnternet çağında ebeveynlik zor. Çocuklarıyla aralarında açılan uçurumu kapatmak için uğraşan, İngilizce kursuna giden, dijital zorbalık vb konuları öğrenmeye çalışan ebeveynlerdenseniz bu yazı size. Ne yapabilirsiniz? Ebeveynlik zor bir zanaat. Hele de internetin içine doğmuş bir kuşağa internetle sonradan tanışan bir kuşak olarak ebeveynlik yapmaya çalışıyorken. İnternet kuşaklar arasındaki uçurumu hızla açıyor. Çocuklar, gençler ebeveynlerinin hiç de tanımadığı bir dünyanın derinliklerine doğru koşar adım giderken, ebeveynler olarak onların bu temposuna yetişmekte zorlanıyoruz.Artık dizimizin dibinde büyüyen çocuklardan bahsetmek mümkün değil. Çünkü yan odamızda olsalar dahi internet aracılığıyla bambaşka dünyalarda bambaşka kafadaki kişilerle, derinliğini bilemediğimiz ve kontrol edemediğimiz etkileşimlere girebiliyorlar. Geçen sene izlediğimiz Adolescence dizisi bu gerçeği suratımıza tokat gibi çarpmıştı.“Bizim toplumda böyle şeyler olmaz” diye kendimizi avutmaya çalışırken geçtiğimiz haftalarda Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları tehlikenin bizden o kadar uzakta olmadığı gerçeğini bize hatırlattı. Hiçbir toplum internetin olumsuz etkilerine bağışık değil.Bazı ebeveynler çocuklarıyla aralarında açılmaya başlayan bu uçurumu kapatmak için İngilizce kurslarına gidiyor, siber güvenlik, dijital zorbalık gibi konuları öğrenmeye çalışıyor. Bu çaba, dünyası hızla değişen çocuklarımızın dünyasına yabancı kalmamak ve onları hiç tanımadığımız tehlikelerden korumak için yapılan son derece anlaşılabilir bir çaba.
__Fakat burada önemli bir konuyu atlamamak gerektiğini düşünüyorum: bazen çocuklarımızın ne yaptığını anlamaya o kadar odaklanıyoruz ki, onların ne yaşadıklarını kaçırabiliyoruz. Onların dünyasını tanıma ve o
🗨Deneyim gerçekten de o kadar önemli mi? “Benim bu işte kaç yıllık tecrübem var” diye konuşanlardan neden uzak durulmalı? Hem özel yaşamlarımızda hem de iş hayatında geri bildirimin gerektirdiği yüzleşmeye neden uzağız? Hayatta en iyi geri bildirim kimden alınır?Kişilik konu olduğu zaman en sık duyduğum soru “Kişilik değişir mi?” sorusudur. Bu soru çok yerindedir çünkü kişiliği hayat boyu oldukça sabit kalan özellikler bütünü olarak tanımlıyoruz ve kişinin belirli bir durumda bir davranışı gösterme olasılığı olduğunu söylüyoruz. Hiç şüphesiz kişiliğimizin temelini oluşturan genetik özellikler değişmiyor ancak davranışımızı değiştiren bazı durumlar var.Bunlardan biri zaman. On yıllar içinde kişilik özelliklerinin bazıları değişiyor, örneğin tedbirlilik yaşla artıyor. Bir başka değişim nedeni büyük travmalar. Bu tür yaşantılar hayat ve davranış değişikliğine yol açabiliyor. Bir diğer değişim aracı iyi bir psikoterapi. Böyle bir süreçten geçmenin insanların hayatlarında dönüşüme neden olduğunu biliyoruz.Ancak insan davranışlarındaki değişim konusunda en önemli olanı ve bir bakıma en kolay gibi gözükeni geri bildirimdir. Çünkü geri bildirim gündelik hayatın içinde yer alabilir ve kişiliğin uzantısı olan davranışları değiştirmek konusunda anahtar rol oynayabilir. Bunun için adil ve doğru olmasa da yanlış yerde, zamanda ve biçimde verilse de, duygu durumunuz uygun olmasa da geri bildirimden yararlanmak hem daha iyi insan olmak hem de meslekte ilerlemek için yaşamsal bir önem taşıyan beceridir. Bu beceri kişi isterse bütün beceriler gibi öğrenilebilir ve kişi kendisini geliştirebilir.Deneyim gerçekten de o kadar önemli mi?
__Zamanımın önemli bir bölümü yöneticilerle yaptığım çalışmalarla geçiyor. Onlara şu soruyu soruyorum: “Genç bir çalışan