👨👩👦👦İnternet çağında ebeveynlik zor. Çocuklarıyla aralarında açılan uçurumu kapatmak için uğraşan, İngilizce kursuna giden, dijital zorbalık vb konuları öğrenmeye çalışan ebeveynlerdenseniz bu yazı size. Ne yapabilirsiniz? Ebeveynlik zor bir zanaat. Hele de internetin içine doğmuş bir kuşağa internetle sonradan tanışan bir kuşak olarak ebeveynlik yapmaya çalışıyorken. İnternet kuşaklar arasındaki uçurumu hızla açıyor. Çocuklar, gençler ebeveynlerinin hiç de tanımadığı bir dünyanın derinliklerine doğru koşar adım giderken, ebeveynler olarak onların bu temposuna yetişmekte zorlanıyoruz.Artık dizimizin dibinde büyüyen çocuklardan bahsetmek mümkün değil. Çünkü yan odamızda olsalar dahi internet aracılığıyla bambaşka dünyalarda bambaşka kafadaki kişilerle, derinliğini bilemediğimiz ve kontrol edemediğimiz etkileşimlere girebiliyorlar. Geçen sene izlediğimiz Adolescence dizisi bu gerçeği suratımıza tokat gibi çarpmıştı.“Bizim toplumda böyle şeyler olmaz” diye kendimizi avutmaya çalışırken geçtiğimiz haftalarda Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları tehlikenin bizden o kadar uzakta olmadığı gerçeğini bize hatırlattı. Hiçbir toplum internetin olumsuz etkilerine bağışık değil.Bazı ebeveynler çocuklarıyla aralarında açılmaya başlayan bu uçurumu kapatmak için İngilizce kurslarına gidiyor, siber güvenlik, dijital zorbalık gibi konuları öğrenmeye çalışıyor. Bu çaba, dünyası hızla değişen çocuklarımızın dünyasına yabancı kalmamak ve onları hiç tanımadığımız tehlikelerden korumak için yapılan son derece anlaşılabilir bir çaba.
__Fakat burada önemli bir konuyu atlamamak gerektiğini düşünüyorum: bazen çocuklarımızın ne yaptığını anlamaya o kadar odaklanıyoruz ki, onların ne yaşadıklarını kaçırabiliyoruz. Onların dünyasını tanıma ve o
🗨Deneyim gerçekten de o kadar önemli mi? “Benim bu işte kaç yıllık tecrübem var” diye konuşanlardan neden uzak durulmalı? Hem özel yaşamlarımızda hem de iş hayatında geri bildirimin gerektirdiği yüzleşmeye neden uzağız? Hayatta en iyi geri bildirim kimden alınır?Kişilik konu olduğu zaman en sık duyduğum soru “Kişilik değişir mi?” sorusudur. Bu soru çok yerindedir çünkü kişiliği hayat boyu oldukça sabit kalan özellikler bütünü olarak tanımlıyoruz ve kişinin belirli bir durumda bir davranışı gösterme olasılığı olduğunu söylüyoruz. Hiç şüphesiz kişiliğimizin temelini oluşturan genetik özellikler değişmiyor ancak davranışımızı değiştiren bazı durumlar var.Bunlardan biri zaman. On yıllar içinde kişilik özelliklerinin bazıları değişiyor, örneğin tedbirlilik yaşla artıyor. Bir başka değişim nedeni büyük travmalar. Bu tür yaşantılar hayat ve davranış değişikliğine yol açabiliyor. Bir diğer değişim aracı iyi bir psikoterapi. Böyle bir süreçten geçmenin insanların hayatlarında dönüşüme neden olduğunu biliyoruz.Ancak insan davranışlarındaki değişim konusunda en önemli olanı ve bir bakıma en kolay gibi gözükeni geri bildirimdir. Çünkü geri bildirim gündelik hayatın içinde yer alabilir ve kişiliğin uzantısı olan davranışları değiştirmek konusunda anahtar rol oynayabilir. Bunun için adil ve doğru olmasa da yanlış yerde, zamanda ve biçimde verilse de, duygu durumunuz uygun olmasa da geri bildirimden yararlanmak hem daha iyi insan olmak hem de meslekte ilerlemek için yaşamsal bir önem taşıyan beceridir. Bu beceri kişi isterse bütün beceriler gibi öğrenilebilir ve kişi kendisini geliştirebilir.Deneyim gerçekten de o kadar önemli mi?
__Zamanımın önemli bir bölümü yöneticilerle yaptığım çalışmalarla geçiyor. Onlara şu soruyu soruyorum: “Genç bir çalışan
💼Bütün dünyanın “uygarlık krizi” yaşadığı bir dönemde, insanlık “yeni bir yol” arayışıyla karşı karşıyadır. Sezai Karakoç’a göre bu yeni yolun mimarı “diriliş insanı” ve ondan peyda olacak nesil “diriliş nesli”, o eşsiz neslin kuracağı toplum “diriliş toplumu” ve ortaya koyacağı uygarlık da “diriliş uygarlığı” olacaktır.Türkiye’de İslami oluşum, yapılanma ve hareketlerin fikir cephesi daha çok edebiyat üzerinden yürümüştür. Değişik mecralarda yayımlanan yazılar, yazılan şiirler, basılan kitaplar, çıkan dergi ve gazeteler bir tohumlama vazifesi görmüş ve yeni kuşakların filizlenmemesine katkı sağlamıştır. Daha çok da çıkarılan dergiler bir dönem “Ocak” vazifesi görmüştür. Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’su, Nurettin Topçu’nun Hareket’i, Sezai Karakoç’un Diriliş’i, Nuri Pakdil’in Edebiyat’ı bu dergilerin bir kısmıdır.Öyle ki bazı oluşum ve hareketler bu isim ve dergilerle anılır olmuşlardır. Bu çerçevede zaman zaman yurdun değişik yerlerinde verilen konferans ve buluşmalar ise gençlerin bilinçlenmesine katkı sağlamıştır.1970-1980’li yıllarda bu isim ve dergiler çevresinde kartopu gibi gelişip boy atan akımlar, oluşumlar, hareketler ve yer yer siyasi yapılanmalar 2000’li yıllara gelindiğinde artık toplumun, devletin beslenme damarları haline gelmişlerdir.
__Geriye dönüp baktığımızda ise bu edebi ve fikri yayınların-oluşumların ekseriyetle kendi döneminin koşullarına göre bir gelişim gösterdiklerini görürüz. Bu nedenle söz konusu şahıs, yayın ve fikirleri değerlendirirken kendi dönemlerinin iklimini göz ardı etmemek gerekir. Bu tür yazar, şair, edebiyatçı ve fikir insanlarının ortak yönü; edebiyat, şiir ve sanatlarını yaşadıkları dönemin ihtiyaçlarına göre kullanmış olmalarıdır. Yine bu şahsiyetlerin hepsinde bir dert, dava bilinci vardır ve insanlık adına
YAPILAN BİR ARAŞTIRMA, EKONOMİK SEBEPLER VE GELECEK ENDİŞESİNİN GENÇLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ ORTAYA KOYDU. AKILLI POLİTİKALARLA GENÇLERİN KORUNMASI İSTENDİ.YANLIŞ ADIMLAR GENÇLERİ KÜSTÜRDÜMAK Danışmanlık’ın gerçekleştirdiği araştırmada, gençlerin yüzde 77,9’u siyasî partilerin gençlerin dertlerine çözüm üretemediğini düşündüğünü belirtti. Araştırmanın dikkat çeken başlıklarından biri ise gençlerin yurt dışına bakışı oldu. Gençlerin yüzde 64’ü imkân olsa yurt dışına gitmeyi düşündüğünü beyan etti."KÖTÜLÜK AĞLARI" TUZAĞA DÜŞÜRÜYORGelişmeler üzerine değerlendirme yapan Prof. Dr. Hilmi Demir, "Gördüğünüz tablo, hem dünyada hem Türkiye'deki dijital radikalleşmeyi hızlandırıcı ağlardan oluşuyor. Uluslararası bir ağ var, bir kötülük ağı var, bu kötülük ağının içerisinde dünyada hiç yoksa 4-5 milyon çocuk var" şeklinde konuştu.
***
Gençleri nasıl koruyacağız?TBMM’de konuşan milletvekilleri gençlerin işsizlik, yalnızlık, bağımlılık, gelecek kaygısı ve liyakat problemlerinin araştırılmasını istedi. İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, “Bu bir kriz değil artık kalıcı bir çöküştür.” dedi.
__Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen ve 19 milletvekili tarafından; Türkiye’de genç nüfusun azalması, nüfusun yaşlanması, ekonomik güvencesizlik, eğitimden istihdama geçişte yaşanan yapısal sıkıntılar, gençlerin adalet ve liyakat algısındaki zayıflama, dijital ve madde bağımlılığı başta olmak üzere, gençliği etkileyen sosyal riskler, evlilik ve aile kurma imkânlarının daralmasıyla gençlerin ülkede gelecek inşa etme kapasitesinin bütüncül biçimde araştırılması amacıyla TBM Başkanlığına verdiği araştırma önergelerinin görüşmelerinde, gençlerin problemleri sıralanırken, önerge AKP ve MHP’nin oylarıyla