KİTABÎ

KİTABÎ
@Kitabiii
Kitaplar evimdir benim.
Bütün bu insanlar gösterişin, şaşaanın, riyanın ve farklı olmanın sahte perdesine ne diye saklanıyorlardı ki? Her şey apaçık ortadayken; gökte yıldız, toprak yerde, otlar, çiçekler her şey ama her şey yerli yerinde ve olması gerektiği gibiyken insan denen mahlûk neyin peşindeydi ve neden olması gerektiği yerde değildi? Hem, o sığındıkları sahte dünyaya hapsolmak yüklerini artırmıyor, içlerini ezmiyor muydu?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Demekteyim ki; yürüğün yol, işlediğin fiil yanlış ise telafi eder yahut mukabilinde bedelini ödersin. Lakin ‘keşke’ diyerek her şeyi yıkma.
Hem bunca vakit koşturmuştu da ne olmuştu. Herkese gündüz olmuş; riyasız, yargısız durmuştu lakin koşturmuş, koşturmuştu. Kimine yetişmiş, kiminin ucundan yakalamış, kimine ise gökteki yıldızlar kadar ırak kalmıştı.
Bir insan bir insana muayyen, aşikâr bu kadar yabancı olamazdı. Geceler gündüzlere tebdil ediyor, mevsimler değişiyor, her yerde yalnızlık türküleri yankılanıyordu.
Bana kalırsa insan kalbi ile aklı arasında bir köprü inşa etmeli. Yıkılmaz, sarsılmaz bir köprü. Ne aklının kıyısında gezmeli insan ne de kalbinin derinliklerinde yitmeli. Akılla kalbi mezcedip o kâmil insana ulaşmayı gaye edinmeli.