"Bilgisayarlar küçüldü de cebimize girdi! Ama bir yandan da büyüyüp insanlığın tümünü kapsama alanına aldılar. Çoğu insan bilgisayarlar hakkında çok bir şey bilmiyor ama bazı bilgisayarlar birçok insan hakkında çok fazla şey biliyor. Kimi insanların hayatlarını sürdürebilmeleri doğrudan bilgisayarlara bağlı. Bilişim devriminde dönüşü olmayan noktayı çoktan geçtik; artık istesek de bilgisayarsız bir dünyaya dönemeyiz. Zaten istediğimiz de yok!"
Herkese merhaba. Mithat Cemal Kuntay tarafından yazılan ve 1938 yılında yayımlanan bu roman aynı zamanda yazarın tek romanı olma özelliğine sahip.
Roman; 2. Abdülhamit, 2. Meşrutiyet ve Mütareke dönemlerindeki üç farklı İstanbul sahnelerini Adnan karakteri üzerinden okuyucuya yansıtıyor.
Osmanlı Devleti' nin son dönemlerini ve bu süreçteki siyasi, sosyal ve kültürel hayatın bir panoramasını gözler önüne seren yazar aynı zamanda bu süreç ile başkarakter Adnan arasında da koşutluklar kuruyor.
Adnan, bir hukuk öğrencisi aynı zamanda "Yıkılan Vatan" adında bazı sayfalarının okurla da paylaşıldığı ve asla tamamlanmayan bir romanı yazmaya çalışır. Bu süreçte de edebiyat ve tarih dersleri vermek zorunda kalır. Adnan' ın kaderi de iktidar değişimine göre şekil alır ve iktidar sayesinde elde ettiği her şeyi iktidar değişince kaybeder.
Devletin başına gelen her yeni iktidar kendi elitini ortaya çıkarıyor ve halk sefalet içinde yaşarken iktidara yakın olan elit zümre refah içinde yaşıyor. Bu noktada yazarın toplumun yozlaşan yönlerini, kaybettiğini değerlerini de gözler önüne serdiğini söyleyebiliriz.
Her dönemde sahnedekilerin değişmesi gibi merkez mekan da iktidara bağlı olarak değişir. İstibdat Dönemi' nde Hidayet' in Konağı, Meşrutiyet' te Adnan' ın konağı, Mütareke Dönemi' nde ise Naşit' in konağı önemli bir hâl alır.
Türk edebiyatının en başarılı dönem romanlarından biri olma özelliği taşıyan Üç İstanbul, bazı okuyucular tarafından karakter fazlalığı dolayısıyla eleştirilmiş olsa da ben bu karakterlerin dönemin ruhunu, düşünüşünü yatsıtması açısından oldukça değerli buldum.
Kitap hakkındaki görüşlerimi tamamlarken burada Peyami Safa' nın da kitap hakkındaki görüşüne yer vermek istiyorum.
"Hiçbir romanda İstanbul, üç cephesiyle, insanları bilhassa eşyasıyla, taze
"Bütün memlekette bir tek adam vardı: Anafartalar kahramanı!.. Şimdi vatan bir insan gibi ölürken bir insan bir vatan gibi ayaktaydı: Mustafa Kemal!.. Mustafa Kemal ayağa kalkınca yeryüzüne vuran gölgesine bütün bir memleket sığıyordu. Mustafa Kemal ayağa kalktı demek, on beş milyon muzdaribin altında duracağı bir bayrak vardır demektir."